'FETÖ'cü sözü ağır hakaret sayıldı! Yargıtay cezayı az buldu...

'FETÖ'cü sözü ağır hakaret sayıldı! Yargıtay cezayı az buldu...

Savcıya sinirlenip FETÖ'cü diye şikayet etti!Tazminat ödeyecek..

Tarih :
'FETÖ'cü sözü ağır hakaret sayıldı! Yargıtay cezayı az buldu...

İşlediği suç nedeniyle hakkında dava açan Cumhuriyet Savcısına sinirlenip, intikam almak için 'FETÖ'cü diye HSK'ya şikayet etti...

Sanığın şikayeti sonrası, hakkında herhangi bir soruşturmanın bulunup bulunmadığı araştırılan Cumhuriyet Savcısı, kendisini şikayet eden sanık hakkında tazminat davası açarak manevi tazminat kazandı.

Meydana gelen olayda, Cumhuriyet Savcısının kendisi hakkında kamu davası açacağını söylemesi üzerine sinirlenerek HSK'ya şikayette bulunan sanık, şikayetçi olduğu savcının paralel yapı (fetö/pyd) mensubu olduğu ve araştırılması gerektiğini söyledi.

HSK tarafından hakkında herhangi bir FETÖ/PDY bağlantısı tespit edilemeyince, savcı aleyine Soruşturma açılmadı. Vermiş olduğu şikayet dilekçesi işleme konulmadı.

Ancak atılan iftira neticesinde, hem kendisinin hem de ailesinin içsel huzur ve manevi bütünlüklerinin zarara uğradığını belirten C.Savcısı manevi tazminat davası açtı.

İftirayı atana karşı açtığı manevi tazminat davasını kazanan Savcıya ödenecek tazminatı miktarını ise Yargıtay az buldu.

Olay tarihi, oluş şekli, tarafların sıfatları, ifadelerin ağırlığı gözönünde bulundurarak daha fazla tazminat ödenmeli dedi.

Özetle Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin vermiş olduğu bu karar, 15 Temmuz darbe girişiminin bu tür konulara alet edilerek insanların mağdur olmasına engel olacak emsal nitelikte olup, bu tür istismarların önüne geçmeyi amaçlamaktadır.

 

 

İçtihat Metni:

4.HD. 08/11/2017 tarihli, 2017/3541 esas, 2017/6954 karar

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 17/06/2014 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/03/2017 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

2-Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığını, davalı hakkında yürüttüğü bir soruşturma sonucu iddianame ve davaname düzenleyerek davalar açtığını, görevi gereği yaptığı bu işlemler üzerine davalının kendisini Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na şikayet ederek kendisinin paralel yapı (fetö/pyd) mensubu olduğunu ileri sürdüğünü, davalının bu asılsız iddiasının kişilik haklarına zarar verdiğini belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalı, davacının kendisi hakkında kamu davası açacağını söylemesi üzeri sinirlenerek şikayette bulunduğunu ve paralel yapıya mensup olduğu iddiasının da ne anlama geldiğini bilmeden kullandığını, daha sonrasında bu ifadeyi kullandığı için pişman olup davacıdan özür dilediğini ancak davacının kendisini tehdit etmesine ilişkin şikayetinin devam ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair 20/10/2014 tarihinde verilen karar, dairemizin 21/01/2016 gün 2015/1848 esas 2016/773 karar sayılı ilamı ile, dava konusu dilekçe nedeniyle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından davacı hakkında bir soruşturma açılıp açılmadığı ve bir soruşturma açılmış ise sonucunda nasıl bir karar verildiği araştırılarak hüküm kurulması gerekir gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak HSYK tarafından davacı hakkındaki şikayetin işleme konulmadığını belirtir müzekkere cevabı üzerine davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 818 sayılı BK 49. maddesi (Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi) hükmüne göre kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.

Somut olaya gelince; dava konusu olay tarihi, oluş şekli, tarafların sıfatları, ifadelerin ağırlığı ile yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı azdır. Davacı yararına daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda (2) no'lu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, ...

Kaynak : SGK Rehberi

İlgilinizi Çekebilir