Süresiz nafaka adaletsizliği!

Süresiz nafaka adaletsizliği!

Tarih :
Süresiz nafaka adaletsizliği!
Ömür boyu nafaka ödenmesine dair adaletsizlik ortadan kaldırılmalıdır. Nişanlı iken boşanan bekar erkek sürekli nafaka ödemektedir. Bu adaletsiz kanun uygulamasına son verilmesi gerekmez mi? Ağır psikolojik hastalığı olan raporlu bir kişi nafaka ödemek zorunda mıdır?

MADDE-176- Türk Medeni Kanunu Madde 176. Maddesi de nafakanın kaldırılması için, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi, taraflardan birinin ölümü, alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılacağını düzenlemiştir.

Çocuklara bağlanan iştirak nafakasının bile bir süresi, bir sınırı olduğu halde yoksulluk nafakası adı altında bağlanan nafaka süresizdir ve ne gariptir ki boşanmada eşit kusur kararı verildiği halde erkek ömür boyu nafakaya mahkum edilmektedir. Bu yasanın çok az sayıda da olsa kadın mağdurları da mevcuttur. Kanunlarımızda yapılacak yeni düzenlemeler süresiz nafaka ödemeden kaynaklanan mağduriyetleri ortadan kaldıracak, tarafların hayata devam edebilme, yeni bir aile kurabilmelerine imkân verecektir. Duruma cinsiyetçi bakmak yerine objektif bakış ve insan kavramı üzerinden yorumlanması gerekmektedir.. Bu yasanın mağduru gençlerimiz haksızlığa uğramışlık sendromu yaşamakta ve bu gençler bir daha evlenmeyi düşünemeyecek hale getirilmekte ve bu adil olmayan yasa ve uygulamalar kadın-erkek düşmanlığı yaratmaktadır. 20-30 yaşındaki gayet sağlıklı ve çalışabilecek durumdaki hiçbir kadın/erkek boşanma yüzünden yoksulluğa düşmez düşemez.

Bu yanlış olgu ve uygulamalar neticesinde insanlar mağdur olmaktadırlar. Bu durumun gerek anayasanın 49. maddesine, gerekse insan haklarına, gerek sosyal devlet anlayışına aykırı bir durum olduğu açıkça görülmektedir. Diğer taraftan, boşanmadan kaynaklanan bir nafaka alacağının varlığının belli koşullar altında nafaka borçlusunun veya nafaka alacaklısının yaşamı boyunca sanki mülkiyet hakkıymış gibi sürekli olması hak düşürücü süre ve zaman aşımı kavramlarının kabul edildiği bir hukuk sisteminde adalet duygusunu da zedelemektedir. Tarihin hiçbir döneminde hiçbir hukuk sistemi boşanan eşlerden biri yoksulluğa düşecek diye diğeri için ömür boyu sürebilecek yoksulluk nafakası yükümlülüğü öngörmemiştir. Dolayısı ile yoksulluk nafakasının süresiz uygulanmasının nedeni ahlaki ve sosyal gerekçelerle açıklanamaz.

Evlenmenin ve boşanmanın cezası ölünceye kadar olamaz. Evlendi ve boşandı diye ömür boyu bir insana yıllar boyunca, her ay para ödemek zorunluluğu genç bir erkeğin yeni bir aile kurmasını, yaşamını engellemek, tüm yaşamını ipotek altına almaktır. Geçimini asgari şartlarda sağlayan bir erkeği düşündüğümüzde özellikle kısa süreli ve çocuksuz evlilik durumunda, hakkaniyet bir insanı ömür boyu bitmeyen bir borç yükü altına sokmak olmamalıdır. Bu durum hukuki, manevi, maddi hiçbir bağı, hiçbir diyaloğu kalmadığı bir insan tarafından ömür boyu göz altında tutulmak, sürekli olarak gelirinin, gelir artışının, artık hiçbir hukuki ve manevi bağı kalmadığı, görmediği, sesini bile duymadığı, hatta ortak bir çocuğu dahi olmadığı bir insan tarafından takip edilme duygusu oluşturduğu gibi aynı şekilde ömür boyu her ay para yatırdığı, görmediği kadını takip etme gereği oluşturmaktadır..

Örneğin 6 ay evli kalmış, kadın lehine nafakaya hükmedilerek 28 yaşında boşanmış çocuksuz bir çiftin, karşılıklı 70 yaşına kadar yaşadıklarını ve kadının hiç evlenmediğini var sayarsak, TMK 176’daki şartlar gerçekleşmedikçe, erkeğin 6 ay evli kaldığı kadına 42 yıl yani 504 ay nafaka ödemesi söz konusu olacaktır. İsviçre ve Amerika’daki eyaletlerin çoğunda boşanma davalarının % 90’ının nafakaya karar verilmeden bitirildiğini, iki-üç yıl süren evliliklerin kısa süren evlilik sayıldığını ve nafaka kararı verilmediğini, süresiz nafakanın ancak evliliğin çok uzun sürmüş olması veya eşlerden birinin artık iş bulamayacak yaşta veya hasta olması gibi durumlarda verildiğini gördüm. Örnekle açıklamak gerekirse; bizde evlilik bir ay bile sürmüş olsa boşanma olduğu takdirde süresiz nafaka takdir edilebiliyor. Nafaka alacaklısı eş her yıl nafaka artırım talebinde bulunabiliyor. Nafaka yükümlüsü ona “geçimini sağlamak için çaba gösterdin mi?” diye sorulduğunda ve hatta yerel mahkeme tarafından Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüklerinden istenilen ve hiçbir kaydının olmadığı salt belge ile belgelenmesine rağmen nafaka artırımı devam edebilmektedir!?

Oysa Anayasanın 49. ve MK. 2. maddeleri oldukça açık ve nettir.!! Anayasanın 49. Maddesi der ki, “Çalışma herkesin hakkı ve ödevidir” (Değişik: 3.10.2001-4709/19 md.) Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.)

MADDE 2.-(Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.) Hükmüne yer verilmişse de nafaka alacaklısının bu maddeyi ihlal etmesi yani nafaka alacaklısı çalışmak için hiçbir girişimde bulunmamış olması bir anlam ifade etmemektedir.

yeniakit ( Adem Armağan /Kayseri)

İlgilinizi Çekebilir