Devlet 'nikahsız yaşamayı' teşvik ediyor! İşte sosyal güvenlikteki çarpıklığın ayrıntıları...

Devlet 'nikahsız yaşamayı' teşvik ediyor! İşte sosyal güvenlikteki çarpıklığın ayrıntıları...

Zaman zaman bu köşede sorun olarak gördüğümüz birçok konuyu gündeme taşıdık ve sevinerek ifade edelim ki bu sorunlardan bazıları çözüldü. Bu köşenin bizlere emanet olduğunu düşünerek bazılarının canını sıksa da gerçekleri yazmak zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Bazen aksi yönde düşünceler olsa da amacımız hiçbir zaman herhangi bir kişiyi veya kurumu hedef almak olmamıştır ve olamaz da. Bugünkü yazımızda emekli maaşı alabilmek için nikahsız yaşamayı tercih edenlerin açık kapı olarak gördükleri 5510 sayılı Kanun'da yer alan düzenlemeden bahsederek çözüm önerisini sunacağız.

*Bekar veya dul kızlara niçin yetim aylığı bağlanır?

Türk toplumunda kız çocukları sıkı bir koruma altına alınmıştır. Bunun sosyolojik alt yapısını irdelemeyi konu uzmanlarına bırakmanın daha doğru olacağını düşünüyoruz. Belirli bir yaşın üzerindeki erkek çocukları anne veya baba üzerinden sağlık yardımı veya yetim aylığı alamazken kız çocuklarına yaşlarını ne olursa olsun bu hak evlenmediği sürece kullandırılır. 5510 sayılı Kanun'un ilk versiyonunda sağlık yardımı açısından erkek çocuklarla kız çocuklar eşitlenmiş ancak gelişen süreçte tekrar eski hale getirilmiştir. Demek ki kız çocuklarına karşı pozitif ayrımcılık yapılarak koruma altına alınmıştır.

Bekar veya dul kız çocuklarının yaşları ne olursa olsun bunlara babalarından veya annelerinden yetim aylığı bağlanması ile acı gerçek karşımıza çıkmaktadır. Nasıl olduğunu açıklayalım.

5510 sayılı Kanun'un 56. maddesi eşinden boşandığı halde eski eşiyle fiilen birlikte yaşamayı cezalandırıyor ve aldıkları gelir veya aylığı kesiyor. Aynı kişi, nikahsız olarak başka birisiyle fiilen birlikte yaşamakta ise aylıkları kesilmemektedir. Bu durum kendi içerisinde ciddi bir çelişki barındırıyor. Yine aynı durum ölen kişinin eşinin başka biriyle nikahsız yaşaması halinde de geçerlidir. Yani amacımızın net olarak belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda amacımız yetim maaşı alabilmek için boşandığı eşiyle birlikte yaşayanları cezalandırmak mı yoksa kanunun amacı dışındaki uygulamaların önüne mi geçmek midir?

*Kız çocuğu milyoner olsa dahi yetim maaşı alabiliyor

Diğer bir çelişki de ölen sigortalının kız çocuğu milyoner olsa dahi yetim maaşı bağlanmasıdır. Aynı şekilde erkek çocuk yiyecek ekmek bulamasa dahi belirli bir yaştan sonra yetim maaşı alamamaktadır. Halbuki bu işin mantığında kız çocukları açısından sosyal devlet niteliğinin ön planda olması yatmaktadır. O zaman milyoner olup da evlenmemiş kız çocuklarına niçin yetim maaşı bağlıyoruz? Amaç her halükârda kız çocuğuna yetim maaşı bağlamak olamaz ve olmamalıdır.

Halbuki burada da gelir testi yönteminin uygulamaya konulması gerekmektedir. Bu halde kız çocuğu ihtiyaç sahibiyse yetim maaşı bağlanır yoksa bağlanmaz. Yoksa ihtiyaç sahibi olan erkek çocuğa yetim aylığı bağlanmazken milyonlar sahibi kız çocuğuna yetim aylığı bağlanmasının mantığını hiç kimse izah edemez. Bu konunun mutlaka 5510 sayılı Kanun'da çözüme kavuşturulması gerekiyor. Yoksa kamu vicdanını rahatlatamayız.

*Nikahsız olarak eski kocalarıyla yaşayanlarla ilgili çelişki

5510 sayılı Kanun'un 56. maddesi eşinden boşandığı halde eski eşiyle fiilen birlikte yaşamayı cezalandırıyor ve aldıkları gelir veya aylığı kesiyor. Aynı kişi, nikahsız olarak başka birisiyle fiilen birlikte yaşamakta ise aylıkları kesilecekler kapsamında değil. Peki bu durum kendi içerisinde tutarlı mıdır? Elbette hayır.

Diğer bir çelişki ise eşinden boşandığı halde fiilen başka birisiyle birlikte yaşayanların gelir ve aylıklarının kesildiği halde eşlerinin ölmesi halinde başka biriyle birlikte yaşayan kadın veya erkeğin dul maaşının kesilmemesidir.

Kanunun 56. maddesinin yetersiz olduğu ve içerisinde ciddi bir boşluk olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Her şeyden önce fiilen birlikte yaşamaktan ne anlaşılmalıdır? Bunun tespiti nasıl yapılacaktır. Eski eşin çok kısa süreliğine çocuklarını görmek için eve gitmesi ve kalması fiilen birlikte yaşamak mıdır? Eski eş hastalanmışsa ve bakacak kimsesi yoksa buna bakmak için eve gitmek fiilen birlikte yaşamak mıdır? Bu ve benzeri birçok soruyu çoğaltmak mümkündür.

Kanunun 56. maddesinde; “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır” ifadesi oldukça müphemdir ve ciddi boşluklar taşımaktadır. Bu maddenin uygulanmasından sonuca ulaşmak mümkün değildir. Öncelikle bir karar vermemiz gerekiyor. Biz nikahsız birlikte yaşamaya mı karşıyız? Yoksa eski eşle nikahsız yaşamaya mı karşıyız? Fiilen yaşamanın çerçevesi nedir? Adam iki katlı evin alt katında kadın da üst katında oturuyorsa fiilen yaşamayı nasıl tespit edeceksiniz?

*Dul eşin nikahsız yaşaması maaş almaya engel değildir

Ölen sigortalının dul eşinin ölüm aylığı alabilmesi için sonradan evlenmemesi gerekiyor. Eşin evlenmesi durumunda hak sahibi olma niteliği ortadan kalktığı için ölüm aylığı kesilmektedir. Nasıl ki; sigortalının sağlığında dinî nikâhlı olması kişiyi hak sahibi yapmaz ise resmî nikâhlı eşin ölümü sonrası bir başka kişiyle dinî nikâhla yaşamak da kişiyi hak sahibi niteliği dışına çıkarmaz.

Örneğin; eşin ölümü sonrası SGK tarafından maaş bağlanan kişi daha sonra resmî nikâh olmaksızın bir başkasıyla yaşamaya başlasa da maaşı kesilmez. Ancak bu durumun yasal olsa bile ahlaki olmadığını, olayın kul hakkı ve devlet malı ile ilintili olduğunu belirtelim. Bunun dışında, sigortalının dul eşlerinin ölüm aylığına hak kazanabilmeleri için başka bir şart aranmamaktadır. Hal böyle olunca da dul maaşı alan kadın veya erkek evlenince maaşının kesileceğini bildiği için resmi nikah yapmaksızın bazen dini nikahla bazen de nikahsız olarak birlikte yaşmaktadırlar. Kanun müsaade ettiği için bunlara kimsenin bir şey deme hakkı da yoktur.

Ölen sigortalının dul eşinin sigortalı olarak çalışması ya da SGK’dan gelir veya aylık alması ölüm aylığı bağlanmasına engel değildir. Kanunun aradığı tek şart eşin dul olma halinin devam etmesi yani sonradan evlenmemesi, bir anlamda ölen eski eşe manevi sadakat göstermesidir. Ölüm anından önce boşanma davası açılsa dahi eşin vefat ettiği tarihte boşanma neticelenmemişse halen resmî olarak eş sayıldığından ölen eşinden dolayı maaş alınabilecektir.

Sonuç olarak, bizim Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na önerimiz, öncelikle uygulamayı ve yaşanan sıkıntıları masaya yatırarak yasal boşlukları gözden geçirerek yeni bir düzenleme yapmasıdır. Aksi takdirde kendi elimizle nikahsız yaşamayı teşvik etmiş oluruz. Bir de insanların vicdanlarından ve ihbarlarından medet ummayı bırakmanın zamanı geldi de geçiyor diye düşünüyoruz. Bizden hatırlatması.

Ahmet ÜNLÜ

 
 
Bu makale 3093 kez okundu