Anasayfa » Medya Haberleri » Danıştay'dan binlerce memuru ilgilendiren karar! Memur atılamaz...

Danıştay'dan binlerce memuru ilgilendiren karar! Memur atılamaz...

Danıştay'dan binlerce memuru ilgilendiren karar! Memur atılamaz...

Memurlar için önemli karar '6 yıl 8 ay hapis cezası alan memur atılamaz'

Tarih :
Danıştay'dan binlerce memuru ilgilendiren karar! Memur atılamaz...

Danıştay: 6 yıl 8 ay hapis cezası alan memur atılamaz

Yenişafak Gazetesi'nden Ahmet Ünlü bugünkü yazısında: Bu köşede zaman zaman Danıştay kararlarına yer vererek kamu personelinin sorunlarını gündeme taşımaya çalıştık. Bu yazımızda da bir kamu personeline işlemiş olduğu fiilinden dolayı verilen 6 yıl 8 aylık hapis cezasının memuriyetine engel oluşturup oluşturmadığını açıklamaya çalışacağız.

6 YIL 8 AYLIK HAPİS CEZASI MEMURİYETE ENGEL MİDİR?

Bu konuda Danıştay Beşinci Dairesi'nin Esas No : 2016/15139 ve Karar No : 2017/21294 No'lu kararında konu bütün boyutlarıyla açıklanarak uygulayıcılara yol gösterilmiştir.

Bu kararda şu açıklamalara yer verilmiştir; Davacının memuriyetinin sona erdirilmesi işlemine gerekçe olan Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, insan öldürme kastı olmaksızın "kastı aşan adam öldürme" suçundan dolayı 6 yıl 8 ay süreyle hapis cezası ile cezalandırma kararı dikkate alındığında, davacının 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde yer alan "kasten işlenen bir suçtan dolayı" mahkum olmadığı anlaşılmış olup, bu sebeple davacı hakkında tesis edilen memuriyetinin sona erdirilmesi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığına hükmetmiştir.

Kararın detayında ise şu açıklamalara yer verilmiştir; İstanbul Emniyet Müdürlüğü kadrosunda polis memuru olarak görev yapmakta iken, 18.6.2008 tarihinde kendi isteği ve bakanlık makamı onayı ile emekliye ayrılan davacı hakkında, 9.2.1999 tarihinde görev sırasında işlemiş olduğu, "kastı aşan adam öldürme" suçundan dolayı Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 4.4.2007 günlü ve E:2006/188, K:2007/80 sayılı kararıyla, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 448. maddesi delaletiyle aynı kanunun 452/1 ve 59/2 maddeleri gereğince 6 yıl 8 ay süreyle hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve bu mahkumiyet kararının Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 13.5.2008 tarihli ve E:2007/793, K:2008/3964 sayılı kararıyla kesinleştiği, böylece davacının memuriyeti sırasında memurluğa alınma şartlarından birini kaybetmesi nedeniyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48. maddesinin 5. fıkrası delaletiyle 98. maddesinin (b) bendi gereğince memuriyeti sona erdirilmiştir.

Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onanarak kesinleşen Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 4.4.2007 günlü ve E:2006/188, K:2007/80 sayılı kararıyla; davacının, hırsızlık eylemi nedeniyle kaçan şahısları yakalama düşüncesiyle silahıyla yere değil karşı istikamete doğru ateş ettiği, kalabalığın gelip geçtiği, cadde ve kavşak üzerinde, başka kişilerin de isabet alabileceğinin öngörülebileceği durumda, yapılan atış neticesinde olayla ilgisi olmayan bir kişinin ölümüne yol açtığı, kaçan şahısları yakalama düşüncesiyle ateş eden davacının insan öldürme kastı bulunduğuna dair kesin delil olmadığı, ancak davacının kastın aşılması suretiyle insan öldürme suçunun sübuta erdiği gerekçesiyle cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/A-5 ve 98/b maddeleri uyarınca, 1 yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkum olunması halinde, kişinin memurluğa alınmaması veya memuriyetinin sona erdirilebilmesi için, söz konusu mahkumiyetin kasten işlenen bir suçtan dolayı olması gerektiği açıktır. Bu durumda, davacının memuriyetinin sona erdirilmesi işlemine gerekçe olan Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, insan öldürme kastı olmaksızın "kastı aşan adam öldürme" suçundan dolayı 6 yıl 8 ay süreyle hapis cezası ile cezalandırılması kararı dikkate alındığında, davacının 657 sayılı Kanun'un 48/A-5 maddesinde yer alan "kasten işlenen bir suçtan dolayı" mahkum olmadığı anlaşılmış olup, bu sebeple davacı hakkında tesis edilen memuriyetinin sona erdirilmesi işleminde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

BU DURUMDA MEMURİYET NASIL DEVAM EDECEK?

Örneğimizde olduğu gibi bir durumun oluşması halinde ilgililerin memuriyetleri sona erdirilmeyecek ve mahkumiyet sürelerince de maaşları ödenmeyecektir. Yani bir çeşit memuriyetleri askıya alınacaktır. Bunun için atamaya yetkili amirlerden ilgilinin durumuna ilişkin alınacak bir olurla işlem tekemmül ettirilecektir. Konu nitelik itibariyle bir çeşit aylıksız izin durumu gibidir.

Mahkumiyet bittikten sonra da ilgililer görevlerine tekrar başlatılacaktır.

İŞ-KUR DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞINI NİÇİN ÖRNEK ALMAZ?

Bazen küçük dokunuşlarla çok ciddi işgücü tasarrufunda bulunulabilir. Ancak, öncelikle sorunun varlığının anlaşılması ve çözüm iradesi gerekmektedir. İş-Kur'un gereksiz yere israf ettiği işgücünden nasıl tasarruf sağlayacağını açıklayalım.

Kamu kurum ve kuruluşları işçi alımlarını mevzuat gereği İş-Kur vasıtasıyla yapmak zorundadırlar. Aksi durumda cezai durumla karşı karşıya kalırlar. Bunun için de hazırladıkları işçi alım ilanlarını hem Resmi Gazete'de yayımlamak hem de İş-Kur'un ve Devlet Personel Başkanlığı'nın internet sitesinde kamuoyuna duyurmak zorundadırlar.

Devlet Personel Başkanlığı hazırlamış olduğu personel ilan sisteminde işçi ilanlarını her kurumun kendisine girdirmektedir. Yani DPB, her kurumda bir yetkiliye vermiş olduğu şifreler sayesinde personel ilanlarını kamu kurumlarına girdirmektedir. Bu sayede hem hata yapma olasılığı ortadan kalkmakta hem de büyük bir iş gücünden tasarruf sağlanmaktadır.

Ne gariptir ki hem İş-Kur hem de DPB aynı bakanlık bünyesinde faaliyet göstermesine rağmen DBP'nin son derece akıllıca kullandığı bir sistemi İş-Kur kullanmamaktadır. Belki de bu sistemde haberleri yoktur. Yani, kamu kurumları hazırladıkları işçi ilanlarını manuel olarak İş-Kur'a göndermekte ve İş-Kur elemanları da bu ilanları sisteme aktarmaktadır. Muhtemeldir ki bu iş için çok sayıda eleman istihdam edilmektedir.

Halbuki İş-Kur Genel Müdürü DPB Başkanı'na bir telefon açarak bu işi nasıl yaptıklarını sorma zahmetinde bulunsaydı, kendi çalışanlarını bunca yükten kurtaracak ve ciddi bir işgücü tasarrufu sağlayacaktı. Maalesef bunun gibi birçok garip uygulama kamuda yaşanmaktadır.

RESMİ GAZETE'DE YAYIMLANAN İLANLAR İÇİN NİÇİN ÜCRET ALINIYOR?

Uzunca bir süredir Resmi Gazete kağıt ortamında basılmamaktadır. Ancak, burada çıkan ve çıkması zorunlu kamu ilanları için ilgili kamu kurumları hala ücret ödemektedirler. Doğrusu bu durumun izah edilebilir bir tarafı bulunmamaktadır. Halbuki DPB'nin uyguladığı sistem burada da işletilerek ciddi bir işgücü tasarrufu sağlanabilir. Yani çok basit yöntemlerle ciddi tasarruf sağlanabilir.

Hangi kamu kurumunda ne tür güzel uygulamalar yapılmakta ve bu uygulamalar kamunun tamamına ya da büyük bir kısmına nasıl uyarlanabilir gibi çalışmalara maalesef bütüncül bir yaklaşımla bakılamıyor. Sizlere garip gelebilir ama maalesef kamuda bütüncül bakış açısından yoksun bu tür gariplikler vakayı adiye'den hale gelmiştir. En garibi ise kamuda yerinin doldurulması neredeyse imkansız olan DPB, nasıl daha etkin hale getirilebilir diye düşünülmesi gerekirken maalesef kısa bir süre sonra kapatılıyor. Bunca işlevsiz ve kamuya yük olan kurum varken DPB'nin kapatılması oldukça manidardır. Nasıl olsa bozup bozup yeniden yapmaya alıştık. Ne diyelim Rabbim basiretimizi açsın.

Ahmet Ünlü

Kaynak : Yeni Şafak

Benzer Haberler