Anasayfa » Medya Haberleri » MHP Milletvekilinden çarpıcı SGK açıklaması!

MHP Milletvekilinden çarpıcı SGK açıklaması!

MHP Milletvekilinden çarpıcı SGK açıklaması!

Milliyetçi Hareket Partisi Milletvekili Mustafa Kalaycı Plan ve Bütçe Komisyonunda Sosyal Güvenlikle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte o açıklamalar

Tarih :
MHP Milletvekilinden çarpıcı SGK açıklaması!

Konuşmama sosyal güvenlik sistemiyle ilgili bir değerlendirmeyle başlamak istiyorum. Ülkemizde sosyal güvenlik hakkı anayasal güvence altına alınmakla birlikte, uygulamada eşitlik ve adalet ilkeleri gerektiği şekilde, tam tesis edilememiş, sosyal güvenlik sisteminin karşı karşıya kaldığı sorunlar ve açmazlar giderilememiştir. Sosyal güvenlik sisteminin 2002 yılında 2,08 olan aktif-pasif oranı 2018 yılında 1,86; 2019 yılı Ağustos ayı itibarıyla da 1,77 düzeyindedir.

Çırak, stajyer ve kursiyerleri dikkate almadığımız zaman 2018 yılında aktif-pasif oranı 1,73 olmaktadır ve 2019’da da 1,70 olması beklenmektedir. Bu durumda, yaklaşık 1,7 sigortalının ödediği primle bir emekli aylığı ödenmekte olup sistemin finansal sürdürülebilirliği kaygı ve rm ektedir.

Sosyal Güvenlik Kurumunun gelirleri giderlerini karşılamamaktadır.

2018 yılında devlet prim katkısı 57,6 milyar

2008 yılından itibaren uygulamaya konulan devlet prim katkısına rağmen kurum açık vermektedir. 2018 yılında devlet prim katkısı 57,6 milyar liradır.

Bütçeden, 2019 yılında 192 milyar, 2020 yılında 219 milyar lira transfer edilecek

2019 yılında SGK açığında yüksek oranda artış bulunmakta olup yılın ilk sekiz ayında 34 milyar liraya varan açık tutarı, 2018 yılı toplam açığı olan 16 milyar liranın 2 katına çıkmış durumdadır. Sosyal Güvenlik Kurumu açıkları ve Hazinenin çeşitli kanunlardan kaynaklanan yükümlülükleri merkezî yönetim bütçesinden yapılan transfer ödemeleriyle karşılanmaktadır. Bütçe transferlerinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2002 yılında yüzde 2,76 iken o oran 2018 yılında yüzde 4,04’e çıkmıştır. Bütçeden, 2019 yılında 192 milyar, 2020 yılında 219 milyar lira transfer edilmektedir.

Sosyal güvenlik sisteminin temel sorunları, geçmişte uygulanan erken emekliliğin hâlen devam eden etkisi, kayıt dışı istihdamın yüksekliği, prime esas kazancın düşük gösterilmesi, prim tahsilat oranının düşüklüğü, af ve ödeme kolaylığı gibi uygulamalarla prim ödeme eğiliminin azalması, uzayan ortala ömür nedeniyle artan aylık ödemeleri ve sağlık yardımlarının yanı sıra prim gelirleri ile ödenen aylıklar arasındaki ilişkinin zayıflığıdır. Sayın Bakanım, ayrıca bu çağda yersiz ve usulsüz ödemeler yapılması kabul edilemez. Sistem, ölen birine sağlık yardımı yapıyorsa bunu bir düşünmemiz lazım. Harcamalarda mutlaka etkinlik sağlanmalı, Sayıştay önerilerine titizlikle uyulmalıdır.

Dünyanın hiçbir ülkesi 38- 43 yaşında emekliliğin yükünü kaldıramaz

Sosyal güvenlik sisteminin çıkmaza düşmesini durdurmak maksadıyla erken emekliliğe mâni olmak için, rahmetli Turgut Özal döneminde, 1986 yılında, emeklilik yaşını kadınlar için 50’ye, erkekler için 55’e çıkaran düzenleme yapılmıştır ve kademeli geçiş öngörülmüştür. Ancak her ikisi de rahmetli Dem irel -İnönü Hükûmeti döneminde, 1992 yılında 3774 sayılı Kanun’la emeklilik yaş haddinin kaldırılarak kadınlarda 38, erkeklerde 43 yaşında emekli olma yolu açılması sosyal güvenlik kurumlarının açıklarının hızla büyümesinde en başta gelen etkenlerden biri olmuştur. Dünyanın hiçbir ülkesi 38- 43 yaşında emekliliğin yükünü kaldıramaz..

Nitekim uygulaması da yoktur, hatta emeklilik yaşı 65’in çok üzerine çıkarılmaktadır.

57’nci Hükûmet döneminde, 1999 yılında 4447 sayılı Kanun’la yaş haddi kadınlarda 58, erkeklerde 60 olarak belirlenmiş; mevcut sigortalılar için de kademeli geçiş öngörülmüştür. AK PARTİ döneminde, 2008 yılında çıkarılan 5510 sayılı Kanun’la da yaş haddi 65’e çıkarılmış, kademeli geçiş öngörülmüş, ayrıca devletin prim katkısında bulunması öngörülmüş ve emekli aylığı hesabında aylık bağlama oranı düşürülmüş, büyümeden yüzde 100 verilen payın yüzde 30’a çekilmesi düzenlenmiştir.

Demirel- İnönü Hükûmetinin yükü hâlen devam etmektedir

Demirel- İnönü Hükûmeti tarafından 1992 yılında yapılan düzenlemenin sosyal güvenlik sistemine olan yükü hâlen devam etmekte olup, bu dönemde oluşan ve hâlen devam eden genç emekliler nedeniyle sistemin daha uzun yıllar olumsuz etkileneceği de açıktır.

Sosyal güvenlik reformu çok zor bir reformdur. 19 99 ve 2008 yıllarında bu reformlar yapılmamış olsaydı sosyal güvenlik açıklarının çok daha büyük boyutlara ulaşacağı ve sistemin tümüyle çökeceği bir gerçektir. 1992 yılında eğer yaş haddi kaldırılmamış olsaydı bugün “emeklilikte yaşa takılanlar” diye bir durum söz konusu olmayacaktı, ayrıca emeklilerimize daha fazla maaş verme imkânı da doğacaktı.

1999 yılında sigortalıyken yaş düzenlemesine takılanlardan bugün özellikle işsiz durumda olanlara yönelik, İŞKUR programlarından yararlandırma, bunları çalıştıranlara prim desteği ödeme ve sağlık yardımından yararlandırma gibi önlemler alınmalı, mağduriyetleri giderilmelidir.

Değerli milletvekilleri, ülkemizde son yıllarda uygulanan politika ve teşviklerin etkisiyle kadınların iş gücüne katılma oranı ve istihdam oranı artmaya devam etmiş, 2018 yılında iş gücüne katılma oranı yüzde 34,2’ye, istihdam oranı yüzde 29,4’e yükselmiştir. 2019 yılında kadınların iş gücüne katılma oranının yüzde 35,2’ye çıkması beklenmektedir. Bu yükselişe rağmen kadınların iş gücüne katılma ve istihdam oranları hâlen düşük olup, AB ortalaması iş gücüne katılmada yüzde 52, istihdamda yüzde 48,3 olup bizdeki oranlar hâlen altındadır. Ülkemizde 2018 yılında yüzde 13,9 olan kadınlarda işsizlik oranı da AB ortalaması olan yüzde 7,1’in çok üzerindedir.

Kaynak : SGK Rehberi

Benzer Haberler