Anasayfa » Medya Haberleri » “Anayasa’ya helal gıda maddesi gelmeli”

“Anayasa’ya helal gıda maddesi gelmeli”

“Anayasa’ya helal gıda maddesi gelmeli”

GİMDES Başkanı Hüseyin Kâmi Büyüközer, Akit’e yaptığı açıklamada “Anayasa ve diğer yasalar, yönetmelikler hep Batıya uygun. Bizim mevzuatımızın hiçbirinde helal ve haramı tarif eden bir madde yok. 2011’de anayasa değişikliği olmuştu, helalle alakalı maddeler için talepte bulunmak istedik. Kesinlikle yeni anayasaya böyle bir madde eklenmeli” değerlendirmesinde bulundu.

Tarih :
“Anayasa’ya helal gıda maddesi gelmeli”
Depremler virüsler gibi büyük musibetlere muhatap olduğumuz günleri yaşıyoruz. Aklıselim insanlar tarih boyunca bu gibi durumlarda hep nefis muhasebesi yapıp nerede hata yaptıklarını sorgulayıp eksikliklerini gidermiş yanlışlıklarını düzeltmişlerdir. Tarih bize gösteriyor ki; insanın ayağı kaydığı gibi toplumların da ayağı kayar. Helal haram dengesinin kaybolması bu kaymaların başlıca sebeplerindendir. Bu hafta ömrünü helal gıdaya helal bir hayata adamış GİMDES Başkanı Hüseyin Kâmi Büyüközer ‘helal’ mücadelesini konuştuk.
-GİMDES hangi ihtiyaca binaen kuruldu?
100 yıldan beri Türkiye’nin gıda, ilaç, kozmetik sistemi gayrimüslimlerin kontrolünde gelişti. Dolayısıyla onların standartlarına uygun olarak tesisler kuruldu, üretimler yapıldı ve insanlar bilmeden bu ihtiyaçlarını görmek üzere bunları kullandılar. Ama bunların çoğu bizim inancımıza, fıtratımıza aykırı şartlar taşıyor. Batılılaşma furyasına kapılmış bütün yönetmeliklerin, kanunların mevzuatını Batı kaynaklı noktalara sevk etmiş. Dolayısıyla bir Müslüman olarak bunların incelenmesi, inceledikten sonra uygun olanlara izin verilir konuma gelmesi lazım. Her gün yiyoruz, içiyoruz sürekli muhatabız. Bu düzeni devam mı ettireceğiz? Ettirdiğimiz zaman inancımıza ters mi düşüyoruz? Bunları düşünmek lazım. Bizim inancımız domuzdan yapılan her türlü ürünlerin necis ve haram olduğunu söylüyor. Ama bizim batıdan alınmış mevzuat, domuza böyle bir kısıtlama getirmiyor. Dolayısıyla günlük hayatımızda bir Müslüman olarak ikilem yaşıyoruz. Bunu yaşamak zorunda değiliz, bu bir zaruret değil. Allah birtakım haramları zaruret halinde kullanmamıza izni veriyor ama biz 100 yıldır bu zaruretten kurtulamayan bir toplum muyuz? Bunu düşündüğümüz zaman mutlaka bir çözüme varıyoruz. Bu konuların şahidi olan bir kimse olarak bunun halka duyurulması gibi bir vecibe ortaya çıktı. Anlata anlata bir grup oluştu. 2005 yılında gıda ve ihtiyaç maddelerini denetleme ve sertifikakalama araştırmaları derneği adı altında bir dernek kurduk. Neticede böylece biz bir avuç kardeşimizle derneği kurduktan 4 yıl sonra sertifika verme noktasına geldik.
-Sertifika vermek konusunda mevzuat ne diyor?
Biz zannettik ki üretici firmalara sertifika verdik mi Türkiye’deki Müslümanlar helal ürün kullanacaklar, ama bir baktık ki mevzuat öyle değil. Öyle enteresan kanunlar çıkarmışlar ki, siz bu ürün helaldir derseniz haksız rekabete girmiş oluyorsunuz ve devlet sizi parayla cezalandırıyor. Birçok firmalar sen buna helal sertifikası versen biz bunu kullanamayız çünkü biz bunu bir yerde yasak etiket yapsak devlet derhal bizi dava ediyor. Haksız rekabet kanunundan faydalanarak bizi paralı bir cezaya çarptırıyor. Tarım Bakanlığı’na gittim, durumu söyledim; “Sizin böyle bir hakkınız yok ki, bir Müslümanın helal mi haram mı konusuyla alakalı hangi mevzuatınız var ki, böyle bir yazıyı yazarsa onu mahkum ediyorsunuz” dedim. Bu dediğim olay 1999-2000 yılında oldu. Anlayış gösterdiler, bu mevzuatı önümüzde bulduk. Dediğinizi biz de ele alacağız, bu konuları elden geçirip düzenleyeceğiz. Bu arada hiç unutmam TİM başkanı vardı o zaman Türkiye Ticaret İhracatçılar Birliği Başkanı kardeşimizle konuşurken; “Sen sittin sene uğraşsan Türkiye’deki ürünler için sertifika veremezsin, mevzuat müsait değil. Sen ihracata dönük düşün, dışarıda talep var” dedi. Bunun üzerine arkadaşlarla konuştuk. İhracata dönük helal sertifikası veriyoruz diye ilan ettik. Bir baktık dışarıdan çok güzel ilgi görüyor, firmalar da mallarını ihraç edebilmesi için bizim bu belgemize ihtiyaç duyuyor.

Din yaşam stilidir
-Peki, GİMDES’e benzeyen diğer Müslüman ülkelerde kurulmuş dernekler var mı?
Çok var. Her biri bizden önce kurulmuş, mesela Güney Afrika’nın % 10’u Müslüman, onlar da kurmuşlar. 3 tane kurum oluşturmuşlar. Tayland, Malezya, Endonezya, Avustralya, Singapur kurmuş. Biz toplantılarına gittiğimiz zaman birden bire heyecan fırtınası koptu, Türkiye’den geldik diye. Hatta birkaç tanesi ‘şimdiye kadar neredeydiniz?’ diye sitemler ettiler. Böylelikle bizim yaptığımız işin çok ehemmiyetli olduğunu anladık. Döndükten sonra ciddi bir şekilde sertifika çalışmalarını başlattık. 2009’da resmen sertifika verir duruma geldik. Ayrıca bir vakıf kurduk. Dünya Helal Vakfı diye buna da en çok eğitimi yükledik. Dar-ül Helal Medresesi diye bir proje koyduk. Bunu yaparsak gayrimüslimlerden gelen üniversite modelini de ıslah etmiş oluruz dedik. Bugün en son çare üniversite açarak insanı yetiştirmeye çalışıyoruz ama sistemi değiştirmedikçe mantalite aynı ve dolayısıyla İslam’ı öğrenmeden gıda, ziraat, makine mühendisi oluyorlar, ama 5 sene boyunca bir kere olsun İslami bir bilgi ders olarak işlenmiyor. Bizim temelde İslami ilimlere dayalı bir eğitim sistemi kurmamız lazım. Madem biz İslam ülkesiyiz, Müslümanız buna dayalı olmalı. Dinin karışmadığı yer yoktur, din yaşam stilidir. Kur’an-ı Kerim baştan sona kadar bütün hayatımızı ilgilendiren hükümler bildiriyor. Din ayrı, dünya ayrı diyemeyiz. Dolayısıyla bu şekilde bir sistemle kurulduk ve bugüne geldik.
500 firma bizim sertifikamız ile dünyaya ihracat yapıyor
-Şu an kaç firma sizden sertifika aldı?
Elhamdülillah şu anda 500 firma bizden sertifika almış durumda, esasında daha çok müracaat var ama onların eksiklikleri var veya şartlarımızı ağır bulunca vazgeçiyorlar. Dolayısıyla 500 tane firma bugün 15 bin üründe bizim sertifikamızı taşıyarak bütün dünyaya ihracat yapıyor. Hem yurt içi aksiyon arttı hem de ihracat. Bugüne kadar bizim Türkiye’den burnumuzun dibindeki Arap ülkelerine 1 gram ürün satamazken bugün her hafta 10-15 konteyner dediğimiz hacimde et ürünleri ihraç ediyoruz. Bizim ihracatımızı da geliştirecek bir potansiyele sahip, biz bunu iddia ettik. Yıllık 10 milyar doları geçti ihracat hacmimiz dolayısıyla sürekli artıyor. Devletimizin de 2023 yılında bir hedefi var biz de ona ayak uydurduk ve en az 15 milyar dolarlık helal ürün potansiyelimiz gerçekleşecek diyoruz.
-Peki üreticiler neye dikkat etmeliler?
Üreticiler de insani olarak bu ürettikleri ürünü insanlara mı satmak istiyorlar. Bir kere insani vecibeleri var, bu adam Müslüman, dolayısıyla ona uygun bir ürün üretme anlayışına sahip olması lazım.

-Helal-Haram noktasında duyarlı tüketiciler üreticileri zorlayabilir mi?
Artık küresel bir dünyadayız, Çin’de üretilse yarın Türkiye’ye geliyor. Dolayısıyla artık bugün sanayici ben sadece Türkiye’ye üretiyorum diye düşünmeyecek. Bütün dünyadaki Müslümanların inancına saygı göstermesi lazım, kafir de olsa. Bazı ülkelerde yaşayan Müslümanlar zaruret maddesini kullanarak bir şeyler yapıyorlar ama hayır. O firmalar da Türkiye’ye ürün satmak için uğraşıyorlar. O halde sen de ben de diyeceğiz ki, sen benim diyetime uygun ürün üreteceksin. Neticede firmalar kolay kolay kendi anlayışlarıyla bu çizgiye gelemezler, ucunda para işi var ya en büyük imtihan. Burada tüketicilere iş düşüyor. Bilgilendirmemiz, bilinçlendirmemiz lazım emr-i bil maruf, nehy-i anil münker yapmak zorunda bütün müminler. Her meslekten insanın yapması gereken bir davranıştır, hepimiz yeme içmemizi aynı mantıkla yapıyoruz. Bugüne kadar yapabildiğimizin sonuçlarını müspet olarak görüyoruz.
Biz emr-i bil maruf nehy-i anil münkerimizi yapamıyoruz
-Aslnda çocukluk çağında eğitimle verilmeli bu bilinç değil mi?
Helal sertifika vermeye daha başlamadan 2008’de Uluslararası konferans oldu. Amerika’dan Hüseyni diye bir kardeşimizi konuşmacı olarak getirdik. “Ben Amerika’da helalle ilgili çalışmaya başladığımda en az 30 yaşlarındaydım. Kendi ifadesiyle kazık kadar olduktan sonra helali aramaya başladık. Bizim gibi insanların bu çizgiye gelmeleri zor oluyor. Çocukları yetiştirmemiz lazım. Ben onun için kitap hazırladım” dedi. Biz de ertesi sene tercüme ettirdik, o kitabı yayınladık. 2009 konferansına onu davet ettim. “Senin haberin olmadan biz tercüme ettik. Senin kul hakkın da ne oldu?” dedik. Ağlamaya başladı; “Ne demek, bana sevap kazandırdınız, yetmez mi?” dedi. Biz onu şu an devam ettiriyoruz, 5. baskı şu an. Eğitim konusunda çok önemli bir hamlenin yapılması inancındayız. Biz emr-i bil maruf nehy-i anil münkerimizi yapamıyoruz. Anaokullarından çok nadir çıktı bu kitap için talep. İlk çıkardığımız zaman 100 bin 200 bin satarız demiştim. Şu an da 5. baskı aradan kaç tane geçmiş ve 25 bini bulmuş, çok az bir rakam.
-Sizden başka helal sertifika veren kuruluşlar da var. Tüketici bu konuda neye dikkat etmeli?
Devletin bu konuda bir mevzuatı yok, bundan dolayı bu logoyu herkes kullanabilir. Sorması lazım tüketicinin. Bir mühendis grubu bir fuara katılmışlar, bir Türk firmasına rastlamışlar. Helal logolu şeyler satıyormuş, adama sormuşlar; “Helal logosunu hangi kurumdan aldın?” “Ben kendim yaptım” demiş adam. Basının, sosyal hizmet kurumlarının ve tüketicinin zorlamasıyla devlet yapmak durumunda kalacak ve yapacak. Bugün maalesef o kadar serbest hale gelmiş ki, bir firma dışarıya ihracat yapmak için Yahudilerin koşer sertifikasına ihtiyaç olmuş, müracaat etmişler ve haham gelmiş, birkaç gün fabrikada inceleme yapılmış. Kendi nezaretlerinde ürettikleri ürünü göndermişler. Ondan sonra aynı haham “bizim işimiz bitti, siz helal sertifika istiyor musunuz” diye sormuş. Düşünebiliyor musunuz? Bir haham helal sertifika verebileceğini söyleyebiliyor. Türkiye’de oluyor bu olay ama sesini çıkaran kimse yok. Tarım Bakanlığı şimdi bizim zorlamamızla teftişler yapıyor, ayda 1 kere mevzuata uymayan firmaları ilan ediyor. Mesela jelatin domuzdan da yapılabilir, koyundan da yapılabilir. Memurların bir kabahati yok, mevzuata göre denetim yapıyor.
Yönetmelikler hep Batıya uygun
-Sizin çalışma yaptığınız konularda devlet ya da hükümet gerekli düzenlemelerde size yardımcı olmuyor mu?
Tayyip Bey iyi niyetli ben inanıyorum. Devlet hâlâ eski sistemde, mevzuatların hepsi duruyor, bunların değişmesi lazım. Düşünebiliyor musunuz anayasa ve diğer yasalar, yönetmelikler hep Batıya uygun, duruyor değişmemiş. Bizim mevzuatımızın hiçbirinde helal ve haramı tarif eden bir madde yok. Müslümanız, mahkemeye çağırıyorlar neye göre, o mahkeme helali haramı bilmiyor ki, mevzuatında yok. 2011’de anayasa değişikliği olmuştu, hemen bizim arkadaşları çağırdım. Biz de helalle alakalı şeylerin girmesi için talepte bulunalım ama kim kime dum duma. Kesinlikle yeni anayasaya böyle bir madde eklenmedi. Hatta biz talebimizde sadece Müslümanın helali haramı konu edilmesin, bütün inanç sahiplerinin inançlarının anayasada bir hüküm ile korunmasını istedik o da olmadı. O kadar çok yapılması ve değiştirilmesi gereken şeyler var ki, bütün bu hizmetlerin içerisinde en önemli iş helal lokma. Helal lokma olmadığı sürece diğer hizmetlerin ehemmiyeti olmaz. Bizim inancımız ne yersen osun diyor. Biz GİMDES olarak temel prensibi kabul ettik. Helal gıda sistemi oluşmadığı müddetçe biz toplumun daha iyi çizgilere götürülme şansının az olduğunu, nerdeyse yok olduğunu düşünüyoruz. Bunun halledilmesi lazım. Sistemimizi ona göre kurduk; tamamen kitabımızın, Peygamberimizin mevzuatına uygun, kesinlikle biz kendimiz bir şey uydurmuyoruz. “Helalen tayyiben” diyor Cenab-ı Hak, demek ki sadece helal dememiş hepsinde helal ve tayyib şeklinde ifadeler var.
“Allah (CC) dur diyecek imtihan duracak”
-Şu anda bütün dünya Türkiye de dahil olmak üzere Corona virüsüyle mücadele ediyor. Bununla ilgili ne söylersiniz?
Benim kalbime gelen duygular Corona davası Allah’ın bir cezası. Bütün insanlar tarih boyunca Kur’an-ı Kerim’de kavimlere uyguladığı meselelere baktığımız zaman benzer olayları görüyoruz. O zamanlar her birinin başında bir Peygamber vardı ama son Peygamberimizden sonra kıyamete kadar yeni bir Peygamber gelmesi durumu yok, ama onların mevzuatları devam ediyor. Peygamberin olmadığı dönemdeki hükümler de aynen devam ediyor. “Hepiniz imtihan oluyorsunuz, çünkü hepinize kitabını verdim” buyuruyor Cenab-ı Hak. Bu anlayışta olduğuna göre Rabbimiz bizim kendimize çeki düzen vermemiz lazım demek istiyor. Vermiyorsak zaman zaman bu tür ikazlar yapacak. Ebabil kuşları ağızlarında, ayaklarında küçücük şeylerle zulüm yapan insanları buldu ve öldürdü. Nasıl öldürdü bilmiyoruz. Acaba bir virüs müydü bilmiyoruz. Programlanmış olan bir virüstü muhtemelen. Hangi adamı öldürecekse ona isabet ediyordu. Corona da bir virüs, canlı bir madde değil. Şu anda bütün insanlar muhatap. O zaman sadece kavimler vardı. Şimdi nüfus büyüdü. Bu bir salgın olayı değil, bu noktasal bir atış yapma sistemi gibi. İtalya’ya gitti, Çin’e gitti, İngiltere’ye gitti dolaşıyor yani. Ne zaman bitecek kimse bir şey bilmiyor. Cenab-ı Hak dur diyecek, duracak imtihan. Biz buradan ikaz alıyor muyuz, almıyor muyuz bu çok önemli. Tedbir alacağız tabii. Eskiden kendi mülkünde sere serpe rahatça dolaştırırken bizi şimdi en korkusuz olanımız dahi içinde bir korkuyla dolaşıyor. Aynı arazi, aynı toplum, aynı insanlar bak işte ben böyle bir olayla da seni imtihan edebilirim diyor. Allah bize bu imtihandan başarıyla çıkmayı nasip buyursun inşallah.

Kaynak : Yeni Akit
Altın alacaklar dikkat! Yükselişe geçti
Doğal gaz ve akaryakıtta kambiyo zammı yolda
Bakan Selçuk'tan kreşlerin açılmasına tepki gösteren Berna Laçin'e yanıt
AK Parti'den 'Haliç' itirazı
Vitrinler 1 yıl geriden gelecek
Hafta tatili günleri yıllık izin süresine dâhil midir?
EGM'den 'hayırlı olsun yeni trafik cezaları' iddiasına açıklama
Meteoroloji'den kritik uyarı! Tüm yurtta yağış var
Hafta sonları sokağa çıkma kısıtlaması devam edecek
Ekonomi, 2020'nin ilk çeyreğinde yüzde 4.5 büyüdü
Yeni paket yakında açılıyor! Normale dönüş ucuz krediyle desteklenecek
1 Haziran’dan sonra neler değişecek? İşte madde madde detaylar
Sıfır araç aldı, ekspertiz raporunda yazılanı görünce şok yaşadı
HSK, tüm yargısal faaliyetlerin başlayacağını duyurdu
15-20 yaş grubu bugün sokağa çıkacak
Altınlı BSMV için kritik uyarı
O ilimizde kar yağışı başladı
65 yaş üstü tren ve uçakla seyahat edebilecek
O ülkede vaka sayısı artınca, okullar tekrar kapatıldı!
'Tedavi gören öğrenciler hastanede sınava girebilecek'
Rasim Ozan Kütahyalı’dan sert tepki: Ona cehennemi yaşatırım!
Koronavirüs ölüm oranının en yüksek olduğu ülke açıklandı!
Bakan Koca'dan yine gece yarısı mesajı! Bu sefer...
Değirmende susamı öğütüp tahin üretiyor, alan bir daha alıyor
Restoran, kafe ve kütüphaneler bu tarihte hizmete açılacak
Ateş Kara'dan 'Maske ile spor yapmak öldürür mü?' sorusuna cevap
65 yaş ve üstü vatandaşlar artık bu saatlerde dışarı çıkabilecek
Adana Feke Belediyesi 1 İşçi Alacak
Ordu Valisi: Sorumsuz şahıslar yüzünden vaka sayıları artıyor
Devletten, sahip olunan çocuk başına 600 TL maddi yardım!
Türk Eximbank Bilgi Teknolojileri Uzman Yardımcısı Alacak
29 Mayıs 2020'den önemli gündem başlıkları
İşveren veya işçinin haklı nedenle fesih hakkını kullanma süresi nedir?

Benzer Haberler