Anasayfa » Medya Haberleri » Aslında koronavirüs kabusunu farkında bile olmadan Ocak ve Şubat'ta yaşamışız

Aslında koronavirüs kabusunu farkında bile olmadan Ocak ve Şubat'ta yaşamışız

Aslında koronavirüs kabusunu farkında bile olmadan Ocak ve Şubat'ta yaşamışız

Neredeyse son bir aydır aralıksız şekilde ülkemizin bir numaralı gündem maddesi olan "Koronavirüs" ya da diğer adıyla "Kovid19" virüsü, hem ülkemizde hem de dünyanın dört bir yanında hızla yayılmaya ve maalesef can almaya devam ediyor.

Tarih :
Aslında koronavirüs kabusunu farkında bile olmadan Ocak ve Şubat'ta yaşamışız
Süreci baştan ele alarak özetleyecek olursak; Korona virüsü ilk olarak 2019 yılının son günlerinde Çin'in Hubei Eyaleti'ne bağlı "Wuhan şehrinde" ortaya çıktı. İlk vaka, Wuhan'daki "hayvan pazarı"nda balık satıcısı olan 49 yaşında bir kadındır. Bu vakada hastalık, 23 Aralık 2019 tarihinde "ateş, öksürük ve göğüste sıkışma" hissiyle belirti vermiştir. Çin’den sonra dünyanın farklı coğrafyalarına yayılmaya başlayan ölümcül virüs konusunda, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ne yazık ki başlangıçta kötü bir sınav vererek, "salgının korkulacak bir boyutta olmadığını" belirtmiştir. 11 Şubat'ta koronavirüs kaynaklı hastalığa "Covid-19" adını veren ve işin ciddiyetinin farkına varan örgüt; bu hastalığı, "küresel salgın" anlamına gelen "pandemi" olarak ilan etmiştir.
Çin’de başlayan ve dünyayı adeta esir alan "Koronavirüs" hastalığında bugün itibariyle başlangıçtaki tablo değişmiş ve "dünyada en fazla vaka" görülen ülke, 220 bini aşan sayı ile "ABD" olurken, bu ülkeyi "İtalya" ve "İspanya" takip etmektedir. En fazla can kaybı da "14 bin ölüm"le İtalya'da. 5 Nisan itibariyle dünya genelinde görülen koronavirüs vakalarının toplamı "1 milyon"un üzerine çıktı. Toplam can kaybı "50 bin" i aştı. 200 binden fazla kişi ise gördüğü tedavi sonucu iyileşti.
Türkiye'de ilk vaka 11 Mart'ta görüldü
Gelişen süreci bu şekilde aktardıktan sonra gelelim ülkemizdeki duruma…
Koranavirüs’le ilgili gelişmeler "Çin"de başlayıp dünyada yankı bulmaya başladığı andan itibaren, "Türkiye kamuoyu"nda çokça konuşulmaya başlandı ve bütün medya organlarının "bir numaralı gündemi" haline geldi. Sağlık Bakanlığımız da süreci yakından takip ederek ilk aşamada bir "Bilim Kurulu" oluşturdu. Yine Sağlık Bakanımız Sayın Dr. Fahrettin Koca ise, dünyada "yaşanan gelişmeler" konusunda halkı muntazaman bilgilendirdi.
27 Şubat’ta başlayıp 6 Mart’a kadar süren "Bahar Kalkanı Harekâtı"nın icra edildiği günlerde Koronavirüs tamamen gündemimizden düşerken, "Türkiye'de ilk koronavirüs vakası" ise 11 Mart'ta tespit edildi. Bu tarih itibariyle ülkenin tekrar ana gündemi haline gelen "Koronavirüs" konusunda devletimiz gerekli tüm tedbirleri süratle alarak, "başarılı bir kriz yönetimi" sergiledi. Yaşanan süreci ve Sağlık Bakanımız nezdinde devletimizin üstün performansını hepiniz yakından takip ettiğiniz için konunun detaylarına girmiyorum.
Virüs Ocak ve Şubat aylarında toplumu kuşattı
Her ne kadar Türkiye’de "ilk vaka" '11 Mart'ta açıklanmış olsa da; ben bu virüsün ülkemize çok daha öncesinden girdiği ve "Ocak-Şubat" aylarında toplumun büyük bir kesimini etkisi altına aldığı kanaatindeyim. Beni bu düşünceye sevk eden sebebi, içinde bulunduğum "eğitim camiası"ndan örneklerle aşağıda açıklayacağım; fakat öncesinde, konu daha net anlaşılsın diye, Koranavirüsün etkilerinden ve belirtilerinden kısaca bahsetmek istiyorum:
Belirtiler, hastaların neredeyse tamamında "yüksek ateş", "kuru öksürük", "bulantı-kusma", "nefes darlığı" ve "bitkinlik" olarak gösteriliyor. Bu emarelere bakıldığında yılın her döneminde yaşanan "soğuk algınlıkları"na benziyor gibi gözükebilir; ancak virüs, bir noktadan sonra şiddetini artırıyor. Ayrıca bu virüsün, damlacık ve yakın temas ile bulaştığı tespit edilmiştir. Özellikle yaşı ilerlemiş ve kronik hastalığı olanların "Covid-19"u daha ağır yaşadıkları da bilinenler arasında. Birçok kişi ise hastalığı hafif belirtilerle ve evde atlatıyor.
Öğretmen ve öğrenciler hastalığı farkında olmadan atlattı
Dert de Allah’tan devası da, hastalık da O’ndan şifası da… Hepimiz zaman zaman çeşitli hastalıklarla "imtihan" edilebiliyoruz. Kronik rahatsızlıkların yanında bazı dönemsel "hastalık" ve "salgınlar" da toplumda yaygın vaziyette. "Grip" başta olmak üzere dönemsel salgınların birçoğu kalabalık ortamlardan, özellikle de küçük çocukların bir arada bulunduğu "okullar"dan yayılmakta. Hasta olan öğretmen ve öğrenciler, duruma göre ayakta da atlatabiliyor rahatsızlığı rapor da alabiliyor.
Ancak "işim gereği" içinde bulunduğum için, benim bu yıl bir şey dikkatimi çekti: Ocak ve Şubat ayları ile okullar kapanana kadarki süreçte, "geçmiş yıllara nazaran", rapor alan öğretmen ve öğrenci sayısında "gözle görülür bir artış" yaşandı. Başta, sadece "kendi okulumuzda böyledir" diye düşünüp çok da ciddiye almamış olsam da, farklı okullarda görev yapan idareci ve öğretmen arkadaşlarımdan da "benzer duyumları" aldıktan sonra durumun normal olmadığına kanaat getirdim. Ayrıca, rapor alanların ekseriyetinde, yukarıda zikredilen belirtiler mevcuttu!
Öte yandan; sosyal medyada yaklaşık 250 bin üyesi bulunan bir "öğretmen grubu"nda dün gündeme getirilen, "Aramızda coronavirüse yakalanan var mı?" sorusuna verilen yüzlerce cevap da, "yukarıdaki kanaatimi" destekler mahiyette. Meğer ülke genelinde birçok öğretmen ve öğrenci, henüz Türkiye’deki ilk vaka(11 Mart) açıklanmadan önce, bu virüsü kapmış ve belirtilerin "neredeyse tamamını" iliklerine kadar hissetmiş! Şükür ki; birçoğu, acı çekmiş de olsa, kısa süre içerisinde hastalığı atlatmış ve kendini toparlamış.
Kendisi küçük tahribatı büyük virüs
Bu örnekler sadece "eğitim camiası"ndan… Peki ya toplumun kalan kesimi? O dönemde okullarda bu kadar yaygınlaştıysa bu "virüs", varın gerisini siz hesap edin. Henüz test de yapılmadığı için, kim bilir o süreçte belki de bu virüsten sebep "hayatını kaybeden" niceleri olmuştur!
Tarih boyunca birçok "büyük salgın" yaşandı ve bu salgınlar milyonlarca insanın ölümüne yol açtı. İnsanlık son yüzyılda "büyük gelişmeler" yaşadı ve tıp alanında enfeksiyonlarla mücadele edebilmek için "önemli keşiflere" imza atıldı. İnanıyorum ki; vaka ve ölü sayısı hızla artmasına rağmen "bir çıkış yolu" bulunacak ve büyük tahribatlara sebep olan bu süreç de inşallah "suhuletle" atlatılacaktır. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, hastalıkla mücadele edenlere de acil şifalar diliyorum.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun.
Nusret Tokur
Kaynak : Yeni Akit

Benzer Haberler