Anasayfa » Medya Haberleri » Çetin Ünsalan: Döndük mü başladığımız yere?

Çetin Ünsalan: Döndük mü başladığımız yere?

Çetin Ünsalan: Döndük mü başladığımız yere?

Çetin Ünsalan: Döndük mü başladığımız yere?

Tarih :
Çetin Ünsalan: Döndük mü başladığımız yere?

Virüs sürecinin başlangıç noktasını hatırlayın. ABD – Çin arasında birinci faz ticaret anlaşması yapıldı ve hemen arkasından gündeme virüs oturdu. Buna petrol fiyatları üzerinden yapılan Rusya temelli baskılamayı da ilave edin.

Bu meseleyi aklımızda tutup, tekrar virüs dönemine dönersek yaşanan süreçte çok acılar çekildi; ölümler yaşandı; travmalar oluştu ve dünya ekonomisi adeta ‘dur’ noktasına geldi. Şimdi o günlerde altını çizdiğim bir konuyu tekrar dikkatinize sunmak istiyorum.

Öncelikle yine ifade etmeliyim ki, sağlık boyutu konusunda bir yorum yapmam mümkün değil. Onu işin uzmanlarına bırakalım. Fakat iktisaden ortada bir gariplik olduğu çok belliydi. Nitekim daha lafı açılır açılmaz tüm finans piyasalarının bu meseleye odaklanmasını garipsemiş, radyo programlarımda da, katıldığım TV programlarında da, yazılarımda da bu noktaya dikkat çekmiştim.

Çünkü belki virüs istenerek ortaya çıkarılmamış, ama gelecek dönemin ekonomik, ona bağlantılı olarak siyasi güç mücadelesi verilirken, bu mesele bir fırsat olarak kullanılmaya çalışılmıştı. Trump’ın uzun dönemdir, başta teknoloji olmak üzere, bazı alanlarda rakip haline gelen Çin’i frenlemek istediği biliniyor. Ayrıca bunu da gizli yapmıyor. Açıktan söylüyor; uygulamaya geçiyor.

Peki finans piyasalarının bu konuya hemen dahil olması neden garip? Neticede bir risk algısı oluştuysa, bunun ekonomileri de etkileyeceği açık. Fakat hiçbir jeopolitik riski görmeyen finansçıların, bu meseleye, daha detayları bile belli olmadan bu kadar atlaması ilginçti.

Nitekim yaşanan süreçte, sağlık boyutuyla ilgili tartışmalar büyürken, Trump’ın birden bire Çin’i suçlamaya başlaması, onu İngiltere, Almanya gibi ülkelerin tazminat gündemleri oluşturarak takip etmesi gündemin ilginç yansımalarından biriydi.

Şimdi geldiğimiz noktada, iş görece normalleşmeye doğru giderken iki önemli faktör dikkat çekiyor. Bunlardan birincisi gelişmekte olan ülkelerin halen bu süreçle yaşamaya devam ettiği… Yani orada pandeminin nedense herkesten sonra gündemdeki ağırlığını hissettirmesi ilginç. Burada bizi olumlu ayrıştırabiliriz. Ama sadece sağlık boyutuyla.

Ekonomi olarak yaşayacaklarımızın hiçbiri önümüze gelmedi. Fakat bizim de bu iktisadi güç kavgasında, dünya ekonomisinde yüzde 1’i bulmayan payımızla fazla etkimiz yok. İkinci faktör ise Trump’ın tekrar Çin’i gündeme taşımış olması.

Buradan yola çıkarsak, sağlık boyutunu istisna tutup, işi sadece ekopolitik düzlemde analiz edersek, ticaret savaşlarının tüm hızıyla devam edeceğini, korumacılığın daha da artacağını söyleyebiliriz.

2 binlerin ilk 10 yılının ortaya çıkarttığı ilk dönem faturasının da bir şekilde tahsil edileceği, yeni bir kavganın arifesinde olduğumuz gözüküyor. ABD seçimlerine doğru giden Trump’ın bundan sonraki dönemde meseleyi daha çok gündemde tutacağını tahmin etmek için kahin olmaya da gerek yok.

Rusya’nın petrol fiyatlarıyla uğraştığı, Türkiye’nin ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalacağı bir süreçte, Çin’in yalnızlaşma ihtimali üzerinden ABD’nin bir oyun oynayacağına kesin gözüyle bakabiliriz.

Bu hem ekonomik sahada, hem de Suriye gibi bizi direkt etkileyen noktalarda etkileriyle ortaya çıkacaktır. Şimdi ABD Başkanı, hafta sonu itibariyle Çin’e yönelik yeni yaptırımlar açıklayacağının sinyalini veriyor. Gerekçe ne? Virüs ve onun etkisiyle ortaya çıkan tablo.

Oysa neredeyse yaklaşık bir ay önce 5 Mayıs 2020 tarihinde Trump’ın ilginç bir beyanatı daha var. Diyor ki: “Korona virüsün küresel bir salgın hale gelmesinden Çin sorumlu ama virüsü kasten üretmedi.”

Bu ne demek biliyor musunuz? Gözünün üstünde kaşın var. İşte bu yaklaşım önümüzdeki süreçte yeni gerilimleri de beraberinde getirecektir. Bunun siyasi gerilimler kadar, artan korumacılığı ve finansal savaşı da tetikleyeceği muhakkak. Şimdi aradan geçen bu sürede sorulması gereken soru şu:

Döndük mü başladığımız yere? Peki ikinci soru da gelsin o zaman. Başlangıcından itibaren bağıra çağıra gelen bu koşullara ülkemiz adına ne kadar hazırlık yaptık? Yanıtı olan beri gelsin.

Çetin Ünsalan-Kaynak:ParaAnaliz

Kaynak : SGK Rehberi

Benzer Haberler