Anasayfa » Medya Haberleri » Üst düzey bürokratlara 'ballı' sözleşme dönemi! 1 ay bile kalsa 5 yıllık tazminat...

Üst düzey bürokratlara 'ballı' sözleşme dönemi! 1 ay bile kalsa 5 yıllık tazminat...

Üst düzey bürokratlara 'ballı' sözleşme dönemi! 1 ay bile kalsa 5 yıllık tazminat...

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın bütçesinin görüşüldüğü oturumda Konya Milletvekili Abdüllatif Şener'den ağır eleştiriler geldi. "Genel müdürler için beş yıl, yardımcıları için üç yıl garanti süreli sözleşmeler imzalanıyor. Yetmemiş, bu kişiler sözleşme bitimine bir ay bile kalsa iş akitleri feshedildiğinde beş yıllık tazminata hak kazanıyorlar." ifadesi dikkat çekti....

Tarih :
Üst düzey bürokratlara 'ballı' sözleşme dönemi! 1 ay bile kalsa 5 yıllık tazminat...

Hükûmetin harcama politikasını öteden beri hep eleştirmişizdir. Eleştirilerimizde 2 temel nokta vardır. Bunlardan birincisi, bu harcamaların şeffaf olmayışıdır; doğru bilgi alamayışımız, bilgilerin Parlamentodan gizlenm esidir.

İkincisi ise, bu gizliliğin sağlanabilmesi için zaman zaman yasal düzenlemeler yapılması, Kamu İhale Yasası kapsamı veya Sayıştay denetimi dışında kurumlar oluşturulmasıdır.

Böylesine bir devlet anlayışı, böylesine bir yönetim anlayışı çağdaş, modern devletlerde görülemeyecek bir hadisedir ama maalesef Türkiye’de bu, olağan hâle gelmiştir. Türkiye’de bu denetimin zayıfladığı veya tamamen ortadan kalktığı yerlerden biri… Varlık Fonuyla ilgilidir, Varlık Fonuna devredilen şirketlerle ilgilidir.

Bu açıdan Bakanlıkla da ilgisi olması nedeniyle PTT faaliyetleri hakkında biraz konuşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi PTT, 2017 yılının Şubat ayında pek çok şirketle birlikte Türkiye Varlık Fonuna devredilmiştir. 2015 yılında 425 milyon lira kâr etmiş, 2016 yılında 550 milyon lira kâr etmiş olan PTT, Türkiye Varlık Fonuna devredildikten sonra sürekli zarar etmeye başlamıştır; en son, devredildiği yıl olan 2017’de 642 milyon kârdan sonra 2018 ve 2019 yıllarında yani iki yıl içerisinde 900 milyon lira zarar etmiştir.

Önceden Sayıştay denetimine tabi olan PTT, Varlık Fonuna devredildikten sonra denetlenemiyor, bu zararın en önemli sebebi bence bu denetim zafiyetinden kaynaklanmaktadır. Sayıştay, Varlık Fonunu hiçbir şekilde denetleyemiyor, kamu zararı açısından rapor düzenleyemiyor. Sayıştay Yasası, bu özel düzenleme için değişikliğe uğradı ve iş burada da kalmıyor;

Türkiye Varlık Fonu, Kamu İhale Yasası kapsamından çıkarıldı. Sayıştay, Fona devredilen bazı şirketlerde inceleme yapabiliyor ama o şirketlerin alt şirketlerinde ise hiçbir şekilde denetleme yapamıyor. Bu nedenle, Fona devredilen şirketler; alt şirketler, yeni iştirakler kurarak denetim dışına çıkmaya özen gösteriyorlar.

BOTAŞ’tan Türk Hava Yollarına, Vakıfbanktan PTT’ye kadar Türk halkına ait 60 milyar dolarlık varlık, şeffaf şekilde denetlenemiyor. Bu örtünün elimize ulaşan belgelerle bir ilişkisi var çünkü yalnızca PTT’de 1,5 milyar TL’nin buhar hâline dönüştüğü iddiaları var. Türkiye Varlık Fonu raporunda, PTT’nin iştiraklerinde de sermaye transferlerinin yanlış planlanmasıyla zararlar oluştuğu belirtiliyor. Örneğin ticari faaliyetlerine başlamayan Kule AŞ’nin hesaplarına 20 milyon TL nakit aktarılmış. Bu nakit paranın, faaliyeti olmayan şirkete neden aktarıldığı ve nasıl harcandığı merak konusu.

PTT’nin Anadolum Destek Lojistik Hizmeti AŞ adlı araç kiralama firması da Türk halkının millî şirketini ciddi zarara uğratan iştiraklerden biri.

Raporda, araç kiralama bedelleri ve reklam anlaşmalarının piyasa şartlarıyla örtüşmediği maddeler hâlinde ifade edili yor.

Diğer taraftan, fona devredildikten sonra PTT hızla alt şirketler ve yeni iştirakler kuruyor; PTT Anadolum, Kule AŞ, PaYE, PTT AVM, PTT Teknoloji gibi. Bu şirketlere ayrıcalıklı yöneticiler yüksek maaşlarla atanıyor.

Bu yönetici birden fazla kurumdan maaş alabiliyor. Tamamı siyasi yakınlar, eski danışmanlar, bürokrat kadroları ve genel müdürler sürekli olarak bu avantajlardan yararlanıyor. Genel müdürler için beş yıl, yardımcıları için üç yıl garanti süreli sözleşmeler imzalanıyor. Yetmemiş, bu kişiler sözleşme bitimine bir ay bile kalsa iş akitleri feshedildiğinde beş yıllık tazminata hak kazanıyorlar.

Bu sadece Varlık Fonu raporlarında gördüğümüz bilgiler olmaktan öte, illerden de pek çok vatandaştan buna benzer şikâyetler ve ihbarlar alıyoruz. PTT’nin parça parça, ihalesiz ve duyurusuz özelleştirildiğinden bahsediliyor. Eşe dosta, yakınlara, özellikle siyasi yakınlara işlerin verildiğinden bahsediliyor ve böyle bir gidişse, açıkçası, hem PTT’yi zarara sokuyor hem de kamu yararına aykırı sonuçlar orta ya çıkarıyor.

Hâlbuki Sayın Binali Yıldırım Başbakanlığı döneminde PTT’yle ilgili olarak övünç dolu sözler söylerdi. Belki de o dönemde PTT’nin hâli övünülecek durumdaydı. Sayın Binali Yıldırım’ın ifadeleriyle, şöyle diyordu: “2003’te ben göreve başladığımda PTT zarar ediyordu ve bir ayda 2 milyon 400 bin işlem yapıyordu, şu anda yaptığı işlem sayısı 30 milyonu geçti ve PTT 500 milyon civarında kâr ediyor. PTT artık Türk Hava Yolları, TELEKOM gibi ülkemizin uluslararası markasıdır.” Peki, bu markaya ne old u? Bu
markanın başına gelenler neyin sonucudur? Çok açık bir şekilde, Türkiye Varlık Fonuna devredildikten sonra denetlenemez olmasıdır, Sayıştay denetimi dışında olmasıdır, İhale Yasası dışında olmasıdır. O bakımdan, şeffaflık ve denetlenebilirlik her zaman faydalıdır ve öyle olmalıdır diye bakıyorum.

 

Kaynak : SGK Rehberi

Benzer Haberler