Anasayfa » Sigortalı » Türkiye'de Çocuk İşçiliği Sorunu ve Çözüm Önerileri

Türkiye'de Çocuk İşçiliği Sorunu ve Çözüm Önerileri

Türkiye'de Çocuk İşçiliği Sorunu ve Çözüm Önerileri

Tarih :
Türkiye'de Çocuk İşçiliği Sorunu ve Çözüm Önerileri
Türkiye'de Çocuk İşçiliği Sorunu ve Çözüm Önerileri

Çocuk işçiliği sorunu gelişmekte olan tüm ülkelerde olduğu gibi, ülkemiz için önem taşıyan bir konudur. Türkiye'de çocuklar, işgücü piyasasının çeşitli alanlarında çok küçük yaşlardan itibaren çalışmaya başlamaktadır. Gelişmekte olan ülkemizin çeşitli temel sorunları bulunmaktadır. Bu nedenle, çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılması bu temel sorunların aşılması ile mümkün olabilecektir.

Gelişmekte olan ülkeler grubunda yer alan ülkemizde; her ne kadar hızı azalsa da yaşanan hızlı nüfus artışı, çeşitli nedenlerle kırdan kente olan yoğun göç, yoksulluk ve gelir dağılımındaki adaletsizlikler, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkları, eğitim imkanlarına ulaşmada sıkıntılar ve eğitimin maliyeti, yüksek seviyelerdeki işsizlik oranları, ailelerin çocuklarını bir üretim aracı olarak görmeleri, işverenlerin küresel rekabette avantaj sağlamak için ucuz işgücü olarak gördükleri çocukları çalıştırmayı tercih etmeleri, hızlı ve çarpık kentleşme, mevzuat eksiklikleri ve etkin denetimin yapılamaması gibi nedenlerle, çocuklar çok küçük yaşlardan itibaren çalışmaya başlamaktadır.

Türkiye İstatitik Kurumu'nun 2006(Ekim-Kasım-Aralık) ÇİA sonuçlarına göre; 6-17 yaş grubundaki çocuklar, 72 milyon 957 bin kişi olan kurumsal olmayan sivil nüfusun % 22,3'ünü oluşturmaktadır. 6-17 yaş grubundaki çocukların 7 milyon 962 bini çalışmaktadır. Çalışan çocukların 958 bini ekonomik faaliyetlerde, 7 milyon 4 bin kişisi ise ev işlerinde çalışmaktadır. Ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların istihdam oranı % 5,9 olarak gerçekleşmiştir. Çocukların % 43,1'i ev işlerinde çalışmaktadır. Ekonomik faaliyetlerde çalışan erkek çocuklar, kız çocuklardan daha fazladır. Ev işlerinde kız çocuklarının sayısı ise kız çocuklarından daha fazladır. 1994 yılından itibaren 6-17 yaş grubundaki nüfus artmasına rağmen, bu yaş grubundaki ekonomik faaliyetlerde çalışan çocuk sayısı azalmaktadır. Ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların sayısında, 2006 yılında 1994 yılına göre % 58 oranında azalma meydana gelmiştir. Ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların sayısında bu denli büyük bir azalışa, 1992 yılından beri uygulanan Çocuk İşçiliğinin Sona Erdirilmesi Ulusal Programı (IPEC) ve 1997 yılında kabul edilen 8 yıllık zorunlu eğitimin büyük katkısının olduğu düşünülmektedir.

2006 ÇİA sonuçlarına göre çalışan çocukların % 48'i kentte, % 52 ise kırda istihdam edilmektedir. 1994 ve 1999'da çalışan çocukların çok büyük kısmı kırda istihdam edilirken, 2006'da kent ve kır istihdamı hemen hemen eşitlenmiştir.

1999 Ekim ÇİA sonuçlarına göre, 6-17 yaş grubunda ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların; % 63'ü hanehalkının ihtiyaçlarına katkıda bulunmak, % 16'sı ailesi istediği için, % 10'u iş öğrenmek ve meslek sahibi olmak için, % 6'sı kendi ihtiyaçlarını karşılamak için, % 4'ü ise değişik nedenlerle çalışmaktadır.

2006 (Ekim-Kasım-Aralık) ÇİA sonuçlarına göre; 6-17 yaş grubundaki çocukların 13 milyon 772 bini okula devam etmekte, 2 milyon 491 bini ise okula devam etmemektedir. Okula devam etmeyen çocukların % 26,3'ü ekonomik faaliyetlerde, % 44,4'ü ev işlerinde çalışırken, % 29,2 ise çalışmamaktadır. Okula devam eden çocukların % 2,2'si ekonomik faaliyetlerde, % 42,8'i ev işlerinde çalışırken, % 55,0'ı çalışmamaktadır. Görüldüğü üzere, okula devam eden çocukların çok küçük bir bölümü ekonomik faaliyetlerde çalışmaktadır. Bu sonuçta, çocuk işçiliğinin önlenmesinde eğitimin rolünün önemini birkez daha göstermektedir.

1999 ÇİA sonuçlarına göre, çocukların % 30,8'i okula ilgi duymaması, % 23,7'si okul masraflarının çok yüksek olması, % 9,7'si uygun okulun olmaması, % 7,6'sı ailesine ev işlerinde yardım etmek zorunda olması, % 7,0'ı ailesinin izin vermemesi, % 21,1'i ise diğer (Öğretmenleri ile iyi geçinememesi, sakatlanması veya hastalanması, kardeşlerine bakmak zorunda kalması, hanehalkının ekonomik faaliyetine yardım etmek zorunda kalması, ücretli çalışmak zorunda kalması, iş öğrenmek ve meslek sahibi olmak için, üniversite sınavlarına hazırlanması)nedenlerle okula devam etmemektedir.

2006 (Ekim-Kasım-Aralık) ÇİA sonuçlarına göre; 958 bin çalışan çocuğun; 392 bini tarım sektöründe (% 42), 271 bini sanayi sektöründe (% 28), 205 bini ticaret sektöründe (%21), 89 bini hizmetler sektöründe (% 9) istihdam edilmektedir. 6-14 yaş grubundaki çalışan çocukların % 57,2'si tarım sektöründe, % 15,7'i sanayi sektöründe, % 20,4'ü ticaret sektöründe ve % 6,6'sı hizmetler sektöründe istihdam edilmektedir.

Çocuk istihdamının yapısında kentsel ve kırsal yerlerde farklılık olduğu görülmektedir.

Kentte ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların; % 46,5'i sanayi sektöründe, %33,1'i ticaret sektöründe, % 13,4'ü hizmetler sektöründe, % 7,0'ı ise tarım sektöründe çalışmaktadır. Kırda ekonomik faaliyette bulunan çocukların; % 72,2'si tarım, % 12,0'ı sanayi, % 10,8'i ticaret, % 5,0'ı ise hizmetler sektöründe istihdam edilmektedir.

Görüldüğü üzere, ekonomik faaliyetlerde çalışan çocuklar, ağırlıklı olarak, kentsel yerlerde sanayi sektöründe, kırsal yerlerde ise tarım sektöründe çalışmaktadırlar.

2006 (Ekim-Kasım-Aralık) ÇİA sonuçlarına göre; Türkiye genelinde ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların 513 bin kişisi ücretli veya yevmiyeli (% 53), 420 bin kişisi ücretsiz aile işçisi (% 44), 26 bin kişisi ise kendi hesabına veya işveren (% 3) olarak çalışmaktadır. Kentsel yerlerde erkek ve kız çocuklar daha çok ücretli ve yevmiyeli olarak çalışmakta, bunu ücretsiz aile işçisi ve kendi hesabına ve işveren olarak çalışmak izlemektedir. Kentsel yerlerde, çalışan çocuklar içerisinde ücretli veya yevmiyeli olarak çalışanların oranı; erkek çocuklarda % 74,5, kız çocuklarda % 86,7'dir. Kırsal yerlerde kız ve erkek çocukları büyük çoğunlukla ücretsiz aile işçisi olarak çalışmaktadır. Ancak, ücretsiz aile işçisi olarak çalışmada kız çocukların oranı, erkek çocuklardan yüksektir. Kırsal yerlerde, ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kız çocuklarının oranı % 70, erkek çocuklarının oranı ise % 64'tür. Kırsal yerlerde, ücretsiz aile işçisi olarak çalışan çocukların oranının bu denli yüksek olmasının sebebi, tarım sektörüdür.

1999 ÇİA sonuçlarına göre, Türkiye genelinde, ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların, çalıştıkları işyerlerinin % 19,4'ü mesleki derneklere, % 14,6'sı ticaret odalarına kayıtlıdır. İşyerlerinin % 63,1'i ise hiçbir yere kayıtlı değildir. Çocukların 2,9'u ise bu konuda bilgi sahibi olmadıklarını ifade etmişlerdir. İşyerlerinin kayıtlılık durumları kent-kır ayrımında farklılıklar göstermektedir. Hiçbir yere kayıtlı olmayan işyerlerinin oranı kentsel yerlerde % 16,7 iken, bu oran kırsal yerlerde % 86,7'ye yükselmektedir. Kentsel yerlerde, mesleki derneklere ve ticaret odalarına kayıtlı işyerlerinin oranı % 76,9'dur. Kırsal yerlerde bu oran % 12,1'e gerilemektedir. Tarım sektöründe faaliyet gösteren işyerlerinin hemen hemen tamamı hiçbir yere kayıtlı olmadan faaliyet göstermediğinden dolayı, kırsal yerlerde işyerlerinin kayıtlılık durumları çok düşük düzeyde kalmaktadır.

1999 ÇİA sonuçlarına göre; ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların % 84,6'sı 1-9 arası işçi çalıştırılan işyerlerinde çalışmaktadır. 5-9 arası işçi çalıştırılan işyerlerinde çalışan çocukların oranı % 31,4, 25 ve daha fazla sayıda işçi çalıştırılan işyerlerinde çalışan çocukların oranı ise % 4,9'dur. Ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların çok büyük bir kısmı küçük işletmelerde çalışmaktadır.

İşletmelerde çalışan işçi sayısı arttıkça, diğer deyişle işletmeler büyüdükçe, çalışan çocuk sayısı azalmaktadır.

Çocukların küçük işyerleri tarafından çalıştırılmalarının en büyük nedeni, bu işyerlerinin büyük bir kısmının kayıt dışı faaliyet göstermesidir. Yasal yükümlülüklerden kaçınan ve düşük ücretli işçi çalıştırarak varolan bu işyerleri, çocukların da yapabileceği vasıfsız emeğe dayalı üretim yapmaktadırlar.

1999 ÇİA Sonuçlarına göre, Türkiye genelinde ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların % 23,6'sı 1-15 saat arasında, % 13,1'i 16-31 saat arasında, % 11,1'i 32-39 saat arasında çalışmaktadır. Haftada 40 saatten az çalışan çocukların oranı % 47,9'dur.

Çalışan çocukların 16,6'sı 40-47 saat arasında, % 14,4'ü 48-55 saat arasında, % 9,8'i 58-63 saat arasında, % 11,3'ü ise 64 ve daha fazla saat çalışmaktadır. Çalışan çocukların % 52,1'i haftada 40 ve daha fazla saat çalışmaktadır. Çocukların işyerlerinde fiili çalışma süreleri ekonomik faaliyet kollarına göre farklılıklar göstermektedir. Tarım sektörü dışında, bütün sektörlerde çalışan çocukların büyük bir kısmı, haftada 40 ve daha fazla saat çalışmaktadır.

1999 ÇİA sonuçlarına göre, ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların % 5,2'sinin hiç kardeşi yoktur, % 15,9'unun bir kardeşi, % 24,6'sının iki kardeşi, % 20,0'ının üç kardeşi, % 34,3'ünün ise 4 ve daha fazla kardeşi vardır. Çalışan çocukların genelde çok kardeşe sahip oldukları göze çarpmaktadır.

Çocukların çalışma yaşamında korunması ve çalıştırılmalarının engellenmesi amacıyla uluslararası ve ulusal alanda çeşitli hukuki düzenlemeler oluşturulmuştur.

Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen "Çocuk Hakları Evrensel Bildirgesi", "BM Ekonomik ve Kültürel Haklar Sözleşmesi" ve "Çocuk Haklarına Dair Sözleşme" , Avrupa Birliği tarafından kabul edilen "Avrupa Sosyal Şartı" çocukların korunmasına yönelik hükümler içermektedir.

Kuruluşundan bu yana çocuk işçiliğini önemli bir konu olarak ele alan ILO, çocuk işçiliğine karşı mücadelede uluslararası çalışma standartlarının benimsenmesi ve uygulanmasına katkıda bulunmaktadır. Sözleşmeler vasıtası ile bu standartlar tanımlanmakta ve üye ülkeler tarafından onaylandıklarında uyma zorunluluğu getirmektedir. ILO'nun bu kapsamda kabul ettiği sözleşmeler; çeşitli ekonomik faaliyet alanlarına göre tespit edilen en az yaş sözleşmeleri, çocukların sağlık ve güvenliğine dair sözleşmeler ve çocukların sağlık kontrollerine dair sözleşmeler olarak sınıflandırılabilmektedir. Türkiye, ILO'nun kabul ettiği bazı sözleşmeleri imzalamış bazılarını ise imzalamamıştır. ILO'nun sözleşmeleri kabul etmedeki temel amacı; çocuk ve gençlerin belli bir yaştan önce istihdam edilmelerini önlemek ve çalışan çocukların çalışma şartlarını iyileştirmektir.

Türkiye, çocuk işgücüne yönelik alınan uluslar arası kararlara hızlı uyum göstermektedir. Çocuk işçiliği ile ulusal düzenlemeler, çeşitli kanunlarda yer almaktadır. Başta, Anayasa olmak üzere, İş Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitim Kanunu, Umumi Hıfzısıhha Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, Sosyal Sigortalar Kanunu, Sendikalar Kanunu ve Borçlar Kanunu'nda çocuk işgücüne yönelik hükümler bulunmaktadır. Bu bakımdan çocuk işgücü ile ilgili mevzuat dağınık bir görünüm arzetmektedir.

Türkiye'de, çocuk işçiliğinin önlenmesine yönelik çeşitli politikalar ve programlar oluşturulmakta ve uygulanmaktadır. Bu kapsamda, özellikle ILO/IPEC programı büyük önem arzetmektedir. ILO tarafından, 1992 yılında başlatılan IPEC Programına katılan ilk altı ülkeden bir Türkiye olmuştur. IPEC'in uzun vadeli hedefi, çocuk işçiliğine son verilmesi, kısa ve orta vadeli hedefi ise çocukların korunması ve çalışma şartlarının iyileştirilmesidir. IPEC'in bu kapsamda temel stratejisi, hükümetlerin çocuk işçiliğiyle mücadeledeki politik istek ve kararlılıklarını; işçi, işveren ve sivil toplum örgütleriyle işbirliği içerisinde en üst düzeye çıkarmasına katkıda bulunmaktır. Türkiye'de, 1992-2001 döneminde IPEC programı çerçevesinde bir çok kamu kurum ve kuruluşu, işçi-işveren kuruluşları ve sivil toplum kuruluşları tarafından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışan Çocuklar Bölümü'nün koordinasyonunda 101 proje yürütülmüştür. Ülkemizde, çocuk işçiliğinin önlenmesi konusunda bir çok kamu ve kurum kuruluşu ile sivil toplum kuruluşları aktif olarak faaliyet göstermektedir.

Türkiye'de çocuk işçiliği sorununun çözümüne yönelik aşagıdaki öneriler getirilmektedir; Yapılan araştırmalar, çocukların aile gelirine katkıda bulunmak için çalışmak zorunda olduklarını ortaya koymaktadır. Bu nedenle, ailelerin gelir düzeylerini yükseltecek ekonomik önlemler alınmalıdır. Geniş kitleler lehine uygulanacak sosyal politikalar çerçevesinde ekonomik önlemler alınırken; gelir dağılımı, ücret, asgari ücret, istihdam, maliye, sanayileşme, verimlilik, sosyal güvenlik v.b alanlara sistematik biçimde yaklaşılmalıdır.58
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, asgari ücreti tespit ederken 16 yaşından küçük ve büyükler için ayrı ücret tespit etmektedir. Genel olarak, 16 yaşından küçük işçilere, 16 yaşından büyüklere oranla daha az ücret tespit edilmektedir. Çocukların ucuz işgücü olarak görülmesine neden olan bu durumun önlenmesi amacıyla 16 yaşından küçükler için tespit edilecek ücret miktarı, 16 yaşından büyükler için tespit edilen miktardan daha fazla olmalıdır.

Ülkemizde eğitimli düzeyi yüksek kişilerde işsizlik oranı, eğitim düzeyi düşük olan kişilere oranla daha yüksektir. Bu durumu önlemek için, eğitim kurumlarının kapasitesi ve verilen eğitimin kalitesi artırılmalı, mesleki eğitim imkanları yaygınlaştırılmalı ve işgücü piyasasının aradığı niteliklere sahip kişileri yetiştirmek amacıyla müfredat programı gözden geçirilmelidir. GSMH'dan eğitime en az kaynak ayıran ülkeler arasında yer alan Türkiye'de, eğitime ayrılan kaynak artırılmalıdır.

Zorunlu temel eğitimin 8 yıla çıkarılmış olması çocukların çalışmaya başlama yaşını yükseltmiştir. Bu yaşın daha yükseklere çıkması için zorunlu eğitim acilen 12 yıla çıkarılmalıdır.

Mesleki eğitimin kalitesi artırılarak, mesleki eğitime katılım özendirilmeli ve bu okul mezunların üniversiteye geçişlerinde kolaylıklar sağlanmalıdır.

1999 ÇİA sonuçlarına göre; okulu bırakan çocukların % 23,7'si eğitim masraflarının çok yüksek olmasından dolayı okulu bırakmak zorunda kaldıklarını ifade etmişlerdir. Bu nedenle, zorunlu eğitimin, dar gelirli ve yoksul aileler için maliyetsiz olmasını sağlayacak önlemler alınmalı, eğitime devam eden yoksul aile çocuklarına eğitim desteği ve sosyal yardımlar sağlanmalı ve başarılı çocuklar için burs ve diğer teşvik edici uygulamalar getirilmelidir.

Çocuk istihdamına neden olan faktörler arasında sayılan denetim yetersizliğinin giderilmesi ve çalışma hayatının etkin olarak denetlenmesini sağlamak amacıyla iş müfettişlerinin sayısı artırılmalı ve iş müfettişleri çocuk istihdamı duyarlılaştırılmalıdır.

Çocuk işçiliği ile mücadelede, kaynak israfını önlemek amacıyla bu konuda çalışma yürüten kurum ve kuruluşların birbirleri ile işbirliği içerisinde çalışması sağlanmalıdır.

İşçi ve işveren sendikaları, odalar ve mesleki kuruluşların çocuk istihdamı konusunda daha fazla araştırma yapmaları ve proje üretmeleri teşvik edilmelidir.

Özellikle, çocuk istihdamının yetişkin istihdamını engellediği ve işçi sendikalarının toplu sözleşmelerde pazarlık gücünü azaltıldığı konusunda işçi sendikaları duyarlılaştırılmalıdır.

Çocuk istihdamı konusunda geniş kesimlerin duyarlılıklarını artırıcı ve kamuoyu oluşturucu çalışmalara hız verilmelidir.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun ÇİA sonuçlarına göre, çalışan çocuklar genelde çok kardeşe sahiptir. Bu nedenle, son yıllarda yavaşlama eğilimi gösteren nüfus artış hızının daha da düşmesini sağlayacak önlemler alınmalı ve aile planlaması hizmetlerine aksatılmadan devam edilmelidir. Bu konuda, nüfus artış hızının yüksek olduğu eğitim ve gelir düzeyi düşük olan ailelere yönelik kapsamlı politikalar oluşturulmalı ve ücretsiz koruyucu sağlık hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır.

Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü, çalışan ve çalışma riski taşıyan çocukların ebeveynlerine ve yetişkin kardeşlerine yönelik istihdam garantili kurslar organize ederek bu çocukları çalışma yaşamından uzak tutmaya çalışmalıdır.

Kendi işini kurarak çalışan çocuğunu çalışma hayatından çekme kararında olan ailelere kredi temin edilmeli, sosyal yardım ve hizmetlerin yoksul kesimlere daha etkin bir şekilde ulaştırılması sağlanmalıdır.

Türkiye İstatistik Kurumunca 1994 (Ekim), 1999 (Ekim) ve 2006 (Ekim-Kasım- Aralık) yıllarında Çocuk İşgücü Anketleri uygulanmıştır. Bu anketlerin, belirli zaman aralıklarında tekrarlanması, çocuk istihdamı ile ilgili güncel verilerin temin edilebilmesine ve karşılaştırma yapılmasına olanak sağlayacaktır.

Çocukların çalışmasının önemli nedenlerinin birisi de yaşanan iş göçtür. Yapılan araştırmalarda en fazla çalışan çocuğun bulunduğu kentlerin, yoğun göç alan büyükşehirler olduğu görülmektedir. Bu nedenle, iş göçün önlenmesi için bölgeler arasındaki gelişmişlik farkları azaltılmalı ve büyük göç veren Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yürütülen GAP projesinin süratle tamamlaması gerekmektedir.

Yaşadıkları yerleşim yerlerini değişik nedenlerle göç ederek terk eden ailelerin kentsel yaşama katılmalarına ve kente uyum sağlamalarına yardımcı olacak sosyal programlar uygulanmalıdır.

Çalışan çocukların büyük kısmının tarım sektöründe istihdam edildiği görülmektedir. Bu nedenle, tarım sektörünün katma değeri artırılmalı, tarım kesimindeki ailelerin gelir düzeylerini yükseltecek politikalar oluşturulmalıdır. Kırsal kesimde yaşayan insanların verimliliğini artıracak ve tarımsal ürün yelpazesini zenginleştirecek mesleki yönlendirme programlarına ve projelerine ağırlık verilmelidir.

Çok düşük düzeylerde bulunan kadınların işgücüne katılım oranları yükseltilmeye çalışılmalıdır. Bu
durumun, çocuk işçiliğinin azaltılmasında katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

222 Sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nun 15. maddesinde; ".....çocuğun ailesi yanında kalmasını gerektiren ailede ölüm, yaralanma, düğün, askere gitme, bağ, bahçe, tarla ve sürüde tarım ve hastalık savaşı yapılması gibi sebeplerle öğrencilere bir yıl içinde 15 günü geçmemek üzere okul idarelerince izin verilir." hükmü yer almaktadır.

Tarım ve hayvancılıkta çocukların çalışmasına kısa süreli de olsa imkan tanıyan bu düzenlemenin, ortadan kaldırılması gerekmektedir.

Çocuk işçiliği ile mücadelede katalizör rolü bulunan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışan Çocuklar Bölümü'nün kendisine verilen görevleri etkin olarak yerine getirebilmesi amacıyla kurumsal ve idari kapasitesinin güçlendirilmesi gerekmektedir.

Çocuk işçiliği ile mücadelede faaliyetler genel olarak merkeziyetçi bir yapı içerisinde sürdürülmektedir. Bu mücadelenin, yurt sathına yayılması için, ilgili kuruluşların taşra örgütlerinin bu konuda teşvik edilmesi ve gerekli maddi veya manevi desteğin sağlanması gerekmektedir.

Yapılan araştırmalarda, özellikle annelerin eğitim seviyesi ile çocuk işçiliği arasında yüksek bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Annelerin eğitim seviyesini yükseltmek, çocuk istihdamını engellemede yardımcı olabileceği gibi başka bir çok alanda da hem çocukların hem de ailenin sorunlarının giderilmesine yardımcı olacaktır.

TÜİK 1999 Çocuk İşgücü Anketi Sonuçlarına göre; ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların çalıştıkları işyerlerinin % 63,1'i hiçbir yere kayıtlı değildir. Aynı zamanda ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların % 84,6'sı, kayıtdışı faaliyetin yoğun olduğu 1-9 arası işçi istihdam eden işletmelerde çalışmaktadır. Bu durum, çocuk işçiliği ile mücadelede başarı sağlanabilmesinin, kayıt dışılıkla mücadelede gösterilecek başarıyla paralellik arz edeceğini göstermektedir. Kayıtdışılığı önlemek için ise işverenlerin vergi, ve sigorta yükleri azaltılmalı ve etkin bir denetim mekanizması
kurulmalıdır.

Organize Sanayi Bölgeleri ve Küçük Sanayi Siteleri uygulamaları yaygınlaştırılmalı, çocuk işçi istihdamının yaygın olduğu küçük ölçekli işletmelerin bu bölgelere gelmeleri sağlanmalı, bu bölgeler dışında faaliyet gösteren firmalara işletme ruhsatı verilmemeli ve etkin denetim mekanizmaları işletilmelidir.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu tarafından, İstanbul Pendik Sanayi Sitesinde, çalışan çocuklara sağlık, eğitim ve iletişim alanlarında hizmet vermek amacıyla kurulan "Çalışan Çocuklar Bürosu" gibi örgütsel yapılar, ülke geneline yaygınlaştırılmalıdır.

Sonuç olarak; çocuk işçiliğinin tamamen ortadan kalkması, nihai ve uzun dönemli bir hedef olmasına karşın, ülkelerdeki sosyal ve ekonomik gelişmelere bağlıdır.

Bu nedenle, çocuk işçiliğini neden olan yapısal faktörler giderilmeye çalışılırken, diğer yandan kısa ve orta dönemde çalışan çocukların korunmasına ilişkin politikalar üretilmeli ve çocuklara sağlık, eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunulmaya çalışılmalıdır.

(Uzmanlık Tezi)
Mustafa GÜNÖZ
İstihdam ve Meslek Uzman Yardımcısı

 

Kaynak : SGK Rehberi
Yıla bakılmaksızın 7 bin gün primi olanlar dikkat!
Tarım milli güvenlik meselesi
Ak Partili Turan: Beştepe'ye giden CHP'li iddiası mesnetsiz
EGM açıkladı: Bekçilerin kimlik sorma yetkisi var mı?
TBMM'de gündem, Tank Palet Fabrikası
En çok izlediğimiz programlar belli oldu!
Şenol Güneş: Bana paracı diyenler ülkeyi soyuyorlar
Fatih Portakal'dan Rahmi Turan yorumu: Erdoğan'ı da zorda bırakır
Berkay 'kim vurdu'ya gitti magandalar tahliye oldu
Engelli genci streç filme saran sanıklar: Şaka yapmıştık
Erdoğan'la görüşen CHP'linin kim olduğunu hangi 3 kişi bilebilir
Bayburt’ta facia! 3 kişi hayatını kaybetti
Kılıçdaroğlu'ndan erken seçim sorusuna yanıt
Eczanede şaşkınlık veren olay!
Müjdeyi Bakan verdi! O kamu personelin kıdem tazminatı sorunu çözülecek...
Gayrimenkul alımında vatandaşa ek yük çıkmayacak
Kurtlar Vadisi'ne haciz geldi: X-ray cihazı bile alındı
Kulisler hareketlendi; Saray’a giden ‘gizemli’ CHP’li için kimlerin ismi geçiyor?
Kredi kartı borcu zaman aşımına uğrar mı?
Üniversitelere yok kulüplere var
FETÖ'ye büyük bir darbe daha geliyor
Bakanlık sözlü sınavla 1.000 personel alacak! İşte şartlar...
İP'te ipler geriliyor, parti sözcüsünden grup başkanvekiline ağır ifadeler!
Beşiktaş'ta başörtülü öğretmene saldıran kadın tutuklandı
TÜİK açıkladı! Tüketici güveni arttı
20 yıl 5450 gün ve 47 yaş şartlarına tabisiniz
Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı 10 Personel Alacak
Denizli’de feci kaza! Ölü ve yaralılar var
İşverenin konkordato ilan etmesi sonucunda işçilerin ücretleri nasıl ödenir?
22 Kasım 2019'dan önemli gündem başlıkları
Engellilerin merak ettiği 10 soru 10 cevap!
Burdur Kızılkaya Belediyesi 2 İşçi Alacak
Beyin kanaması geçiren polis hayata tutunamadı
Kılıçdaroğlu: Beştepe'ye gidip Erdoğan'la konuşan ismi biliyorum
Yasa dışı bahis şebekesi çökertildi: 48 gözaltı
20 yıllık rüya projede detaylar belli oldu
EGM açıkladı: Bekçiler kimik sorabilir mi?
Kimya profesörü kadın kendini 4. kattan atarak intihar etti
'Yılın Milli Eğitim Müdürü' belli oldu
Amazon Genel Müdürü: Türkler bize iki şeyi öğretti
Trump’ı zora sokacak ifade
Emlak vergisi ödemelerinde son 10 gün
Asgari Ücret 2020'de 2.500 TL mi olacak?
Fırat Kalkanı bölgesindeki Suriyeliler evlerine dönmeye başladı
Emeklilere 1000 liraya kadar ödeme
20 ton domatesin Türkiye’ye iade nedeni belli oldu!
2020 yılında asgari ücret ne kadar olacak? İşte senaryolar...
'Cumhuriyet Gazetesi' davasında mahkeme verdiği cezada direndi
Adnan Oktar cezaevinde de rahat durmadı

Benzer Haberler