Enflasyona farklı bir bakış! Sivribiber ve taze fasülyenin suçu ne?

Enflasyona farklı bir bakış! Sivribiber ve taze fasülyenin suçu ne?

Milyonlarca memur ve emeklinin zam oranlarının belirlenmesinde baz alınan enflasyon rakamı içinde gıda fiyatlarının ağırlığı ne kadar? İşte enflasyona farklı bir bakış...

Enflasyon en basit anlatımıyla hanehalklarının (ailelerin) tüketimine yönelik mal ve hizmet fiyatlarının zaman içindeki değişimidir. Ya da kısaca fiyatlar genel seviyesinin sürekli artması şeklinde tanımlanabilir. Peki, neredeyse yediden yetmişe sokaktaki hemen her vatandaşın dilinden düşmeyen enflasyonun baş sorumlusu iddia edildiği gibi yaş sebze ve meyve midir? Patlıcan, sivribiber, domates, taze fasulye vb. midir?

Konuya, öncelikle ülkemizdeki mevcut enflasyon hesaplama sistemi hakkında genel bir bilgi vererek başlamak faydalı olacaktır. Gıda, ulaşım, konaklama, sağlık ve haberleşme gibi malları ve hizmetleri içeren bir tüketici sepetindeki fiyat değişimlerini ölçen Tüketici Fiyatları Endeksinde (TÜFE) amaca göre bireysel tüketim sınıflaması (COICOP) kullanılarak, tüketim harcamaları 12 ana grup ve 43 alt gruba ayrılmıştır. Her grubun TÜFE içinde farklı ağırlığı vardır. Ürün sepetlerinin ve ağırlıklarının güncellenmesi her yılın sonunda yapılmakta ve zincirleme Laspeyres formülü ile devam ettirilmektedir. TÜFE ana gruplarının en önemlilerinden biri de Gıda ve Alkolsüz İçecekler grubudur. 2018 yılı için en yüksek ağırlığa sahip olan Gıda ve Alkolsüz İçecekler grubunun ağırlığı 23,03'tür. Bunun anlamı, hanehalklarının her 1000 TL'lik tüketim harcamasının yaklaşık 230 TL'sini gıdaya yaptığını göstermektedir.

Gıda ve alkolsüz içecekler grubunda her ay 126 ürünün fiyatındaki değişim izlenmektedir. Bu grubu yaş sebze ve meyve ile işlenmiş ürünler olarak iki başlıkta değerlendirmek mümkündür. Yaş sebze ve meyvenin bu grup içindeki ağırlığı %20,37, diğeri ise %79,63'tür. Bir aile gıdaya ayırmış olduğu 230 TL'nin yaklaşık 46 TL'sini sağlıklı ve dengeli beslenmesi için gerekli olan bu yaş sebze ve meyveye ayırmaktadır. Ancak şu da unutulmamalıdır ki, işlenmiş gıda ürünlerinin bir kısmının hammaddesi bu ürünlerden temin edilmektedir. Yaş sebze ve meyve grubundaki fiyat değişikliği işlenmiş ürünlere de hammadde olarak yansımaktadır.
2017 yılında TÜİK yaş sebze meyve alt grubu enflasyon hesaplamasında yöntem değişikliğine gitmiştir. Daha önce mevsimsel ağırlıklar kullanılmaktaydı. Bunun anlamı, aylık mevsim özelliğine ve ürünlerin üretim dönemi dikkate alınarak, yani ürünün piyasaya arz edilme miktar ve zamanına göre ağırlıklar (ailelerin o ürün için ayırdığı para oranı) değişmekteydi. Bilimsel terminolojideki karşılığı, aylık değişken ağırlık olarak ifade edilmektedir.

2017 yılından itibaren ise aylık sabit ağırlıklara geçilmiştir. Bu yöntemle ürünler her ay aynı ağırlıkla, üretim miktarından/tüketimden bağımsız olarak enflasyona etki etmektedir. Bir başka ifadeyle bu ürünlere ayrılan bütçe tüm aylar için aynıdır. Bu değişikliğin gerekçesi, yaş sebze ve meyvelerden kaynaklı enflasyondaki aylık ağırlık kaynaklı değişimi/dalgalanmayı azaltmaktır. Literatürde bu kavram da yer almaktadır.

Kısaca özetlenen sistem bu şekildedir. Şimdi burada üzerinde durulması gereken asıl önemli nokta şudur; aylık sabit ağırlık yöntemi ülkemiz koşullarına ne derece uygundur? Yöntemin Ülkemiz için aşağıda verilen örneklerle açıklanmaya çalışıldığı şekilde bazı sakıncaları olabileceği ve enflasyonun gerçek değerini hesaplamada olumsuz katkıları olabileceği düşünülmektedir;

1) Bu yöntem, iklim ve üretim deseni farklılığını ve çokluğunu tam olarak yansıtamamaktadır. Yaş sebze ve meyve grubu ürünler farklı zaman dilimlerinde ve farklı miktarlarda hem açıkta (tarlada) hem de örtüaltında (sera) yetiştirilmektedir. Örneğin 2017 yılı dolmalık biber toplam üretimi 421 bin ton iken, bunun sadece %24'ü (100 bin ton) seradan elde edilmektedir. Tarlada üretim ortalama 4 ay yapılmaktadır, buna göre aylık üretim/tüketim 80 bin ton civarındadır. Buna karşılık sera üretimi yaklaşık 8 ay sürmektedir. Aylık üretim/tüketim yaklaşık 12 bin 500 tondur.

2) Bir diğer örnek taze fasulyenin toplam yıllık üretimi 630 bin ton iken, bunun sadece %8'i (48 bin ton) serada üretilmektedir. Tarla üretimi döneminde aylık üretim/tüketim 145 bin 500 ton iken, sera üretimi döneminde arz edilen ürün ise sadece 6 bin tondur.

3) Ülkemizde toplam 22 milyon hane (aile) olduğunu varsaydığımızda, tarla üretimi döneminde dolmalık biberin aylık tüketimi aile başına 3,6 kg iken, sera döneminde sadece 570 gramdır. Tarla döneminde hanehalkı başına aylık taze fasulye tüketimi 6,6 kg iken, sera üretimi döneminde bu rakam sadece 272 gramdır.

4) Örneğimizdeki taze fasulye ve dolmalık biberin Gıda ve Alkolsüz İçecekler grubu içindeki ağırlığı %0,82 iken, genel sepetin içindeki ağırlığı %0,19'dur.

5) 2017 Ocak ayında dolmalık biberin fiyatı 6,49 TL iken, Şubat ayında 6,68 TL olmuştur. %2,94 lük bir fiyat artışı gözükmektedir. Bu aylarda hanehalkının tükettiği varsayılan ürün miktarı sadece 570 gramdır. Aynı şekilde taze fasulye Ocak 2017'de 8,59 TL iken, şubat ayında 11,55 TL olmuştur. %34,41'lik bir fiyat artışı olmuştur. Aylık varsayılan tüketim ise sadece 272 gramdır. Aylık tüketimi aile başına 570 gram ve 272 gram olan ürünlerin tüm Türkiye'deki enflasyonu tek başına domine ediyor olması bu göstergeler çerçevesinde pek izah edici olamamaktadır.

6) Dolmalık biberin Ocak 2017'deki toplam piyasa değeri (6,49x12 bin 500 ton) yaklaşık 81milyon TL, aynı şekilde taze fasulye (8,59x6 bin ton) 52 milyon TL'dir. Aynı dönem için GSMH miktarı yaklaşık 166 milyar TL'dir. Tek başına TÜFE'yi aşırı derecede etkiyen dolmalık biberin GSMH içindeki payı sadece binde 5, taze fasulyenin payı ise sadece binde 3'tür. Bu kadar büyük bir ekonomi içinde bu kadar küçük hatta önemsiz paya sahip ürün ya da ürünlerin bütün ekonomiyi bu kadar büyük çapta etkilemesi, hesaplama yöntemimizi gözden geçirmemiz gerektiğini göstermektedir.

Sonuç olarak, hanehalkı tüketiminde ancak gramlarla ifade edilen ve toplam ekonomi içindeki payı da bindelik dilimlerle ifade edilen ürünlerin, enflasyona etki anlamında önemli kalemler haline gelip bütün ekonomik dengemizi sarsabilecek şekilde güç ve anlam kazanması karar vericiler ve politika yapıcılar tarafından üzerinde tekrar tekrar düşünülmesi gereken bir konudur. Bu noktada konunun değerlendirilmesi sırasında dikkate alınmasında fayda olacak alternatif yöntemler arasında önerimiz; yaş sebze ve meyve grubundaki ürünlerin ağırlıklarının iklim ve üretim desenine göre, yani arz ve talep dengesine göre daha gerçekçi ağırlıklarla, yani ürünün piyasaya arz edildiği miktara/tüketime yansıdığı ağırlıklarla hesaplanmasıdır. Aksi takdirde tarla üretiminden sera üretimine geçiş olan dönemlerde ekonomik ağırlık olarak gerçeği tam olarak yansıtmayan fiyat değişimleri enflasyon olarak karşımıza çıkacaktır. Ve biz sorunu görüp çözüme odaklanmak yerine bir illüzyona konsantre olarak tamamıyla masum olan sivribiber, dolmalık biber, taze fasulye gibi ürünleri sadece kısa bir dönemde gerçekleşen fiyat dalgalanması nedeniyle gereksiz yere suçlamaya devam edeceğiz!!!

 
 
Bu makale 1543 kez okundu